TikTok Kuşağı ve Dijital Yalnızlık
TikTok Kuşağı ve Dijital Yalnızlık
TikTok Kuşağı ve Dijital Yalnızlık
Yalnızlık, üzerinden kazanç sağlanan bir kaynağa dönüşürken yapay zekâ “yoldaşları” yakınlık arayışını duygusal bağımlılığa çeviriyor. Bildirimler, beğeniler ve dijital akımlar arasında çocuklar, kronik yalnızlık ve kaygıyla baş başa kalıyor.
Dünyada giderek büyüyen bir yalnızlık sorunu ve bu sorunun etrafında kurulan büyük bir pazar var. Ergenlerin önemli bir kısmı, yapay zekâyı hayatlarında düzenli bir dost gibi konumlandırıyor, yapay zekâ botlarıyla bir terapistle konuşur gibi konuşuyor. Karşılanamayan arkadaşlık ihtiyaçları, kapitalizmin yeni ürün ve hizmetleriyle “gideriliyor”.
Hatta artık “yalnızlık ekonomisi”nden söz ediliyor. Yalnızlık, bizi dijital baloncuklara hapseden kapitalizmin tesadüfi bir yan etkisi olmaktan çıkıyor. Artık üzerinden kazanç sağlanan, bu nedenle de üretilmesi ve sürdürülmesi istenen bir kaynağa dönüşüyor. Jean-Jaurès Vakfı’nın Ağustos 2026’da yayımladığı “Yalnızlık Kapitalizmi: Teknolojinin Yeni Kazanç Kapısıyla Mücadele” başlıklı raporu, tam da bu ekonomik düzenin işleyişini anlatıyor.
İnsan yalnızlaştıkça çevrimiçi dünyada daha fazla zaman geçiriyor, geride daha fazla veri bırakıyor ve başkalarıyla bağ kurabilmek için dijital hizmetlere daha çok ihtiyaç duyuyor. Böylece platformların hem daha yoğun bir kullanıcısına hem de daha bağımlı bir müşterisine dönüşüyor. Yalnızlığı beslemek, şirketler açısından kârlı bir işe dönüşüyor.
Birçok uygulama bize yalnızlığımızı gidermeyi vaat ediyor. Ancak raporun yazarı Paul Klotz’un dikkat çektiği gibi, bu hizmetler aynı zamanda beslendikleri yalnızlığın devamlılığına ihtiyaç duyuyor. Dolayısıyla sundukları çözümler de çoğu zaman insanın bağ kurma ihtiyacını tam anlamıyla karşılamıyor. Yalnızlığımız biraz hafifliyor belki; ama bizi tekrar tekrar aynı hizmete yönelten boşluk yerinde sabit duruyor.
Yapay zekâ “yoldaşları” ise bu mantığı bir adım ileri taşıyor: İnsanın ilişki kurma ihtiyacını aylık aboneliğe, en mahrem paylaşımlarını toplanabilir veriye, yakınlık arayışını duygusal bağımlılığa dönüştürüyor; hepsini de bir yankı odasına hapsediyor. Biz anlaşılmayı beklerken, yalnızlığımız bir gelir kalemine ekleniyor.
AB’deki Son Regülasyonlar
Bir yandan da bu konuda dünya çapında artan bir regülasyon fırtınası var. Ne de olsa her yetişkin aslında bir zamanlar olduğu çocuğa karşı borçlu konumda…
Avrupa Birliği, teknoloji şirketlerini çocukların çevrimiçi güvenliği konusunda daha sıkı denetlemeye hazırlanıyor. Yeni aracın adı Kids Act (Çocuk Eylemi). Hedef, çocukları ekran karşısında geçirdikleri zamanın ve dijital ortamların olası zararlarından korumak.
Düzenleme en az bir yıldır gündemde. Bazı Avrupa ülkeleri Birlik genelinde daha güçlü sınırlamalar isterken, başka ülkelerdeki deneyimler yasakların tek başına yeterli olup olmadığını sorgulatıyor. Avustralya’da 16 yaş altına yönelik sosyal medya yasağını gençlerin yaklaşık yüzde 85’inin aşabildiğine dair son araştırmalar da bu tartışmanın merkezinde.
Peki Avrupa Birliği aynı sonuçla karşılaşmamak için ne yapacak? Taslağa göre kurallara uymayan sosyal medya platformları, çevrimiçi oyun şirketleri ve yapay zekâ sohbet botları, küresel yıllık cirolarının yüzde 6’sına kadar para cezasıyla karşılaşabilecek. Düzenleme ayrıca 15 yaş altındakilerin çevrimiçi ortamlara erişimini ciddi biçimde sınırlandırmayı öngörüyor.
Çocuklar için daha güvenli bir internet isteği toplumda güçlü bir karşılık buluyor. Asıl güçlük ise bu isteği etkin bir politik çıktıya dönüştürmekte. Kids Act’in sınavı da burada başlayacak: Çocukları korurken kuralları kolayca aşılabilen bir yasaklar listesi olmaktan çıkabilecek mi?
TikTok ve Çocuklar Üzerindeki Etkileri
Bir yandan da Batılı hükümetlerin ve düzenleyici kurumların yakın takibindeki sosyal medya platformu TikTok, 20 Eylül’de 10 yaşına girdi.
TikTok, pandemi döneminde eve kapanmalar sırasında dünya genelinde en çok indirilen uygulamalar arasına taşınmıştı.
TikTok’un çocuklar üzerindeki psikolojik etkilerini araştıran parlamento komisyonunun raportörü olan Fransız Milletvekili Laure Miller TikTok yetkilileriyle 12 Haziran 2025 tarihinde yaptığı bir toplantı esnasında sabrı taşarak onlara şöyle serzenişte bulunmuştu: “Bu kabul edilemez! (…) Kusura bakmayın, sinirleniyorum ama bunu dayanılmaz buluyorum. Bu platformda çocukları neden somut olarak korumuyorsunuz?”
Amerikalı ve Avrupalı siyasetçiler arasında TikTok’u “dijital fentanil” olarak niteleyenler de var, uygulamanın Çin........
