menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sistem Netleşiyor: "Muhalefetsiz Yeni Türkiye"

12 0
28.05.2026

DEM’in boynuna “süreç” halkası takıldı, CHP’nin ise "kafası koparıldı”. Muhalefet etkisiz hale getiriliyor. Kitlesel öfkenin nereye nasıl kanalize olacağı ise belirsiz...

2013’ten beri sistem krizinin içine sürüklenen, 2016 darbe girişimi ve akabinde 2017 referandumuyla kendisini sistem krizinin tam ortasında bulan Türkiye’deki son gelişmeler, ve buna gerek elitin gerekse siyaset zevatının tepkisi, ancak “absürd” veya “sürreel” kavramlarıyla tanımlanacak hale geldi.

DEM Parti’nin Öcalan kozuyla efsunlanması ardından, beklendiği üzere, CHP’nin “başının kesilmesi”, sistemin “Yeni Türkiye” adı altında tam olarak adının konması aşamasını ifade ediyor.

Özgür Özel’in görevden alınması hemen ardından, hiç bekletmeden, MHP lideri ve Cumhur İttifakı ortağı Devlet Bahçeli’nin devreye girmesi, girilen yoldaki tabela işaretlerinden birisi.

Bahçeli’nin Türkgün gazetesinde yayımlanan ve hemen her çevre tarafından adeta bir “akil insan müdahalesi” (!) gibi muamele gören açıklamalarını dikkatle okudum.

Şu sözlerinin altını çizdim:

“Yargıtay’ın nihai kararıyla kesinleşecek olsa da yargı kararı ortadadır. Sayın Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanıdır. Mahkeme kararının uygulanması sürecinde yaşananlar ne CHP’ye ne de demokrasimize yakışan bir durum olmamıştır. Bundan sonraki süreçte Sayın Kemal Kılıçdaroğlu normal olarak mahkeme kararının ve genel başkan olmasının gereklerini yerine getirecektir. Bu kapsamda ilk olarak genel merkeze yerleşme, onarma ve toparlanmayı gerçekleştirecek, dağınıklığı giderecektir.”

“(Özel’in sözlerine atfen) ‘İki CHP’ den söz etmek ise bölünmeye heves anlamına gelecek, Türk siyasetindeki ufalanmış istikrarsız yapılara yeni bir ekleme olacaktır. Ayrıca Cumhuriyetle yaşıt bir partinin bölünmesine sebebiyet vermenin yükü ağır olacaktır.”

“Türk demokrasisinde parlamento ve siyasî parti kurumsallıklarının rolü bu denli önem arz ederken, siyasette çözümün parlamento dışında başka mecralarda aranması, demokrasi ve hak arayışı adı altında kontrolsüz sokak hareketlerini ve taşkınlıkları beraberinde getirecektir. Bölgemizde egemen devletler üzerinde oynanan oyunların en büyüğü ve artık klasikleşmiş unsuru, iç siyasete beşinci kol faaliyetleriyle müdahale etmek ve toplumsal karışıklığa zemin hazırlamaktır.

İç cepheyi tahkim etmeye çalıştığımız bu süreçte CHP üzerinden Türk siyasetinin istikrarsızlığa sürüklenmesi kabul edilemeyecek bir durumdur.”

Bahçeli’nin meramının özeti şu: a) Mahkeme kararı gayet

normaldir, b) Toplu itiraz ve gösteri hakkı kullanılamaz, c) CHP bölünmemelidir, d) İç Cephe şarttır, CHP bundan kaçamaz.

Türkiye’deki kaos öyle bir boyut kazandı ki, kimse de çıkıp “Bir dakika. Siyaset oyunundaki bir partinin lideri, hangi hakla rakip bir partinin iç işlerine karışmaya, akıl veya ayar vermeye karışıyor? Kim oluyor da milyonlarca seçmenin iradesini sözde tavsiyelerle hiçe sayıyor? Aynı şeyi bir parti lideri kendi partisine yapsa tepkisi ne olurdu?” diye sormuyor?

Buna tepki vermek bir yana, sağdan soldan herkes, gayet normal bir müdahale imiş gibi, bu açıklamayı sanki “sağduyu” çağrısı (“siz kardeşsiniz hadi barışın”) gibi değerlendiriyor, laf salataları birbirini izliyor.

Bir akıl tutulmasıdır bu.

Bahçeli, “akil insan” veya “yüksek hakem kurulu başkanı” misali bir rolü kolayca meşrulaştırıyorsa, buradan sadece Türkiye’deki sistem krizinin hangi boyutta olduğu sonucu çıkarılabilir.

Yaşananlar, DEM ve CHP’yi hedefleyen, muazzam boyutta, tarihi ağırlıkta bir siyaset mühendisliği hamlesi değilse, söyleyin, nedir?

1 Ekim 2024’te Öcalan’a “Umut Hakkı”nın teslimi vaadiyle başlayan ve sonradan Kürtlerin hak talepleri yerine sadece PKK’nin tek taraflı baskıyla ve karşılıklı adımlar atılmadan feshi ve silahsızlandırılmasından ibaret bir “süreç” olduğu anlaşılan gelişmeler boyunca susan, sol kesimin tecrübeli yorumcusu Oya Baydar, CHP’nin “kafasının koparılması” eylemleri sonrasında, dayanamadı ve sonunda patladı.

“T24’e yazmayalı tam iki yıl oldu. Kendi yazdıklarımdan sıkılmıştım, tekrarlar anlamsız geliyordu, rutine düşmüştüm… Ancak, öyle günler yaşıyoruz ki yazmamak suça ortak olmak gibi geliyor,” diye yazdı Baydar.

Ve şu noktalarda üstüne basa basa vurgu yaptı:

“Derin devlet müesses nizamın, kurulu düzenin kollayıcısıdır. Devletin........

© Para Analiz