"Müesses Nizam” gazetesi Wall Street Journal nasıl oldu da Trump’ın kabusu haline geldi?
ABD Başkanı Donald Trump medyaya karşı açtığı savaşta geri adım atma niyetinde değil. Son olarak, Wall Street Journal’a (WSJ) karşı açtığı iftira davasını önceki başvurunun usul eksiklikleri nedeniyle reddedilmesi ardından yeniden mahkemeye taşıdı.
Trump, gazetenin Jeffrey Epstein ile ilişkilerine dair haberinin itibarına zarar verdiğini savunarak en az 10 milyar dolar tazminat talep ediyor.
WSJ’nin haberinde cinsel suçlardan hüküm giymiş finansçı Epstein’a gönderildiği öne sürülen, Trump’ın imzasını taşıdığı belirtilen bir doğum günü kutlama kartına yer verilmişti.
Trump söz konusu kartın sahte olduğunu savunmakta. Başkanın avukatları tarafından 27 Mayıs Çarşamba günü Miami’deki federal mahkemeye sunulan dava dilekçesinde gazetenin haberi yayımlarken iddiaların doğru olup olmadığını “pervasızca göz ardı ettiği”, gerçeği bilinçli biçimde araştırmaktan kaçındığı öne sürüldü. Dilekçede, bu yayın nedeniyle Trump’ın mali ve itibari açıdan “ezici” zarara uğradığı savunulmakta.
Davada yalnızca Wall Street Journal değil, gazetenin patronu Rupert Murdoch, Dow Jones, News Corp ve şirketin CEO’su Robert Thomson da “davalı” olarak gösterildi. Haberi hazırlayan gazeteciler Khadeeja Safdar ile Joseph Palazzolo da dava kapsamına alındı.
Dow Jones, WSJ haberinin titizlikle hazırlandığını, arkasında durduklarını açıkladı. Şirket, davaya karşı güçlü bir savunma yapacağını da duyurdu.
Bu haberde WSJ’nin yanısıra, belki ondan da önemli olarak, dikkat çeken bir isim var: Rupert Murdoch. Malum, 2007’de Wall Street Journal’ın sahibi olan Dow Jones’u yaklaşık 5 milyar dolara satın alan Murdoch, bu köklü medya kurumunu medya imparatorluğunun bir parçası haline getürmişti.
Nasıl oluyor da, onyıllardır nefret objesi olan, siyaset mühendisliğiyle tanınan, London Times’ın geleneksel editoryal bağımsızlığını darmadağın eden bu adam, şimdi sorgulayıcı-eleştirel haberciliğin simgelerinden biri haline geliyor?
Normal bir konjonktürde WSJ yerine, New York Times veya Washington Post isimleri geçerdi.
Ama tablo şimdi bambaşka, ve gerçek.
Jeff Bezos’un, sahibi olduğu Washington Post’u Trump yandaşlığı (veya korkusu) nedeniyle —Türkiye’deki açgözlü medya patronlarından adeta kopya çekercesine— görülmemiş bir kadro tasfiyesine tabi tutması, efsanevi gazetede bağımsızlığı lağvetme adına ortalıkta ne yazı işleri ne de editoryal/yorum ekibi bırakması ardından, artık bu gazete bir nevi suni solunum halinde.
İktidar odakları artık ondan korkmuyor; dolayısıyla güvenilirliği de yerle bir.
“Gazete maalesef bitti” diyenler var, ABD’den konuştuğum meslektaş dostlar arasında.
Peki dönelim ilginç mevzuya, nasıl oldu da “aynı ideolojilerin acımasız çocukları” olan Trump’la Murdoch böyle kafa kafaya geldi?
En kısa anlatımıyla olan şu: Washington Post’u bir zamanlar Washington Post yapan yazı işleri ekibi, patron Bezos “iktidar yalakalığı” gibi ala turka işlere girişince, teker teker ayrıldı, veya kovuldu. Buradan kopanların normal şartlarda — şu anda son derece sağlam bir habercilik yürüten — New York Times’a geçmeleri gerekirdi. Bir iki istisna dışında öyle olmadı; onun yerine bu ekibin adresi WSJ oldu.
“Kriz içindeki Washington Post’tan yükselişteki Wall Street Journal’a doğru bir muhabir “beyin göçü” mü yaşanıyor?” diye soruyordu İsveçli meslektaşım Kjell Häglund,........
