menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tekrarlanan ezber

270 0
15.04.2026

Bilindik bir ezber kavramı yıkmanın zamanı gelmedi mi?

Batı’nın Çin’e dair en yaygın ezberlerinden biri şu: “Çin kapitalizmi”…

İlk bakışta açıklayıcı gibi görünen bu ifade, aslında Çin’i anlamaktan çok, onu bilindik kategorilere yerleştirerek basitleştirme çabasının ürünü...

Çin’i “kapitalizm” kavramıyla tanımlamak, onu Batı’nın tarihsel deneyimi üzerinden okumak anlamına geliyor.

Oysa her toplum kendi tarihsel koşulları içinde şekillenir ve bunlar ekonomik sistemlerin doğasını belirler…

“Kapitalizm” dediğimiz sistem, Adam Smith ile birlikte 18’inci yüzyıl Avrupa’sında teorik çerçevesini buldu:

Bireysel çıkar, serbest piyasa ve “görünmez el” gibi kavramlar bu düşüncenin temelini oluşturdu.

Bu anlayışa göre, bireylerin çıkarlarını takip etmesi genel refahın da artmasına yol açardı. Ayrıca piyasa, dışarıdan müdahaleye gerek kalmadan kendi dengesini kurabilen bir mekanizma olmazsa olmazdı…

Bu yaklaşımda piyasa, kendi iç dinamikleriyle işleyen yapı-düzen olarak kabul edildi ve genellikle devletin rolü sınırlı tutuldu...

İtibarıyla kapitalizm yalnızca bir ekonomik model değil, aynı zamanda bireyi merkeze alan dünya görüşü oldu.

Çin’deki ekonomik sistem buna benziyor mu? Bakalım:

Devlet piyasa için değil, piyasa devlet için var

Batı’da şekillenen birey ve piyasa merkezli anlayışın aksine, Çin’in tarihi gelişimi bambaşka hat izledi.

Yüzyıllar boyunca süren imparatorluk geleneği ve güçlü merkezi devlet yapısı, Çin’de ekonominin siyasetten ayrı değil, onunla iç içe gelişmesine neden........

© Nefes