menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Avrupa Birliği çocukları sosyal medyada korumak için harekete geçiyor

21 0
15.09.2026

Dün masamın üzerindeki Alman gazetesini karıştırırken dikkatimi çeken önemli bir haberle karşılaştım.

Haberde Avrupa Birliği’nin çocukların sosyal medya kullanımına yönelik daha sıkı kurallar getirmeye hazırlandığı belirtiliyordu. Avrupa Birliği Komisyonu’nun bugün çocukların sosyal medyada korunmasına yönelik bir yasa tasarısı sunmasının beklendiği ifade ediliyordu.

Habere göre 15 yaşın altındaki çocukların sosyal medyaya erişiminin ciddi biçimde sınırlandırılması, 13 yaşın altındaki çocukların ise sosyal medyaya erişimine izin verilmemesi üzerinde duruluyor.

Mesele yalnızca yaş sınırı da değil.

Çocukların şiddet içeren ve cinselleştirilmiş içeriklerden korunması, onları uzun süre ekran başında tutan sosyal medya sistemlerinin sınırlandırılması ve yapay zekâ destekli sanal “arkadaşların” oluşturabileceği tehlikelere karşı önlem alınması da gündemde.

Haberi okuyunca ister istemez şu soru aklıma geldi:

Avrupa Birliği çocuklarını sosyal medyanın tehlikelerinden korumak için harekete geçerken, biz Türkiye olarak ne yapıyoruz?

Çünkü aynı tehlike bizim çocuklarımız için de geçerlidir.

Üstelik tehlike artık kapımızda değil; evimizin içinde, çocuklarımızın odasında ve ellerinden düşürmedikleri telefonların içindedir.

Bugün çocuğumuza verdiğimiz akıllı telefon yalnızca bir telefon değildir.

O küçücük ekranın içinde sosyal medya, oyunlar, videolar, reklamlar, şiddet ve cinsellik içeren görüntüler, siber zorbalık ve tanımadığı insanlarla iletişim kurma imkânı var. Artık bunlara yapay zekâ tarafından oluşturulan sanal arkadaşlar da eklendi.

Eskiden anne baba çocuğuna,

“Kimlerle geziyorsun?”

“Ne zaman geleceksin?”

Bugün ise çocuğunuz yan odada otururken dünyanın öbür ucundaki hiç tanımadığınız biriyle konuşuyor........

© Milli Gazete