menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kirli dünya düzeni

13 0
23.02.2026

Bir halüsinasyondur yaşadığımız dünya düzlemi. Aslında gerçek olmayan, birilerinin kurgulayıp önümüze koyduğu ve bizim de yaşamamızı istediği hiç kimsenin onaylamadığı, onaylamayacağı ve yaşamak istemediği bir dünya düzenidir.

Kirlidir, acımasızdır, vahşidir, yırtıcıdır… Vahşi kapitalizmin acımasızlığında savrulmuş, kan ve gözyaşı imparatorluğu üzerine kurulmuş bir kapitalist sömürge nizamıdır. Bu düzenin efendileri, aynı zamanda karanlığın efendileridir. Masa başı üzerinde kurguladıkları dünya haritasını, menfaat hesaplarıyla bölüşüp birbirlerine dağıtırlar. Kendilerine göre güç odakları ihdas ederler, kendilerine göre efendi tayin ederler, kendilerine göre büyük devlet hesapları ortaya koyarlar. Onların bildikleri tek ölçü vardır: Güç. Güç, onlara göre haklılık demektir, hesap sorulamaz demektir, la yü’sel olmak demektir.

11 Eylül terörist saldırılarından sonra dünyaya nizamat vermek için yola çıkanlar, işte bu söylediğimiz ana temaların tamamıyla ilgili dünya haritalarını hayata geçirdiler. “Teröre karşı topyekün haçlı savaşı” stratejisiyle hareket eden dünyanın jandarması Amerika, öncelikle İslam dünyasını hizaya getirmek ve İslam dünyası içindeki ülkelere çeki düzen verebilmek için “Diktatör” masalıyla Irak’ı işgal etti. Irak işgalinin perde arkasında, bu bölgedeki dünyanın en zengin petrol rezervlerinin elde edilmesi hinliği ve daha da önemlisi Ortadoğu’nun şımarık terörist devleti İsrail’e güvenlik şemsiyesi oluşturma gayreti vardı. Yahudilerin kuklası olan Amerika, bu stratejisini aşama aşama, adım adım hayata geçirdi. Irak topraklarında o tarihten beri huzur kavramı yok oldu. Ölümler, zulümler, işkenceler, tecavüzler…

Bir sonraki aşama daha da şiddetliydi. Yıllarca Arap ülkelerindeki muhalif güçlere destek yağdıran, bu güçlerin palazlanması, büyümesi için rejim düşmanlarının emrine yığan Amerika, sonunda amacına ulaştı. Tunus’ta başlayan isyan dalgası önce Mısır’ı vurdu, arkasından Libya’yı ve en son Suriye’yi.

Türkiye, bu isyan dalgalarının yeni bir dünya düzeni oluşturma niyetiyle yapıldığını elbette biliyordu. Ama, diplamatik anlamda bir çok yanlış yapıldı, atılan adımlar erken atıldı, bugün söylediklerimizi ertesi gün yalanlamak zorunda kaldık. Mesela, Libya’ya yapılacak harekat esnasında öncelikle karşı çıktık, daha sonra NATO’nun içinde bu düzenin ihyası için en başı çeken bir rolü üstleniverdik.

Yapılan tüm manevraların aslında dünya jandarması Amerika’nın İsrail’i koruma ve kollama planı ve stratejisinden başka bir şey olmadığını anlamamız için, Mavi Marmara raporunun ortaya çıkması yeterli oldu. Kirli dünya nizamının başaktörü, Yahudilerdir, İsrail’dir, dünyanın jandarması Amerika’nın koruyup kolladığı şımarık terörist devletten başkası değildir.

Ortaya çıkan son tablo, İslam ülkeleri birliğinin oluşturulması gerekliliğinin ne kadar önemli olduğunu belgelemesi açısından aklımızı başımıza devşirmenin zamanı geldiğini ortaya koymuştur. Milli Görüş Lideri merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın İslam ülkeleri birliğinin tesis etme babında ortaya koyduğu D-8 ufkunu ve ülküsünü yeniden hayata geçirme ve D-8’leri ihya etmek tek amacımız olmalıdır. Kirli dünya düzenini yıkabilmenin yegane formülü budur. Eğer böyle giderse, Gazze’deki zulümler de, Somali’deki açlık da aynen devam eder. Biz ise sadece kanayan yaraya pansuman yapmakla vaktimizi geçirip dururuz.

Dünyanın neresinde bir kaos, kargaşa, terör, savaş varsa o coğrafyanın arkasında küresel eşkıya ABD ve Siyonist Yahudiler vardır.

Cennetmekan Erbakan Hocamız siyaset hayatı boyunca siyonizmle mücadele etmiş ve siyonizmi şöyle tarif etmiştir. “Siyonizm bir timsah gibidir, alt çenesi AB, üst çenesi ABD, gövdesi işbirlikçi İslam ülkeleri, kuyruğu ise İsrail’dir”


© Milli Gazete