Bir Toplumun Çöküş Anatomisi: Hane, Mektep ve İrşadın Kaybı!
Bir medeniyetin çöküşü, sanıldığının aksine sınır boylarında kaybedilen savaşlarla yahut aşılmaz zannedilen surlarda açılan gediklerle başlamaz; zira tarih şahittir ki kılıçla kaybedilen coğrafyalar kılıçla geri alınabilir, ancak ruhu işgal edilmiş ve manevi sütunları devrilmiş bir toplumu yeniden ayağa kaldırmak asırlar süren bir sancıdır.
Bir milleti içten içe çürütmenin ve onu tarih sahnesinden bütünüyle silmenin en kestirme yolu, o toplumun genetiğini kodlayan üç ana damarı eş zamanlı olarak kesmektir: İlki, toplumun kalbi ve mukaddes ocağı olan aile kurumunun kutsiyetini bozarak nesiller arası bağı koparmak; ikincisi, karakter inşasının temeli olan talim ve terbiyenin itibarını zedeleyerek eğitimi ruhsuz bir diploma avcılığına indirgemek; üçüncüsü ise kitlelere karanlıkta yol gösteren zihin fenerlerini, yani gerçek âlimleri ve hikmet sahiplerini itibarsızlaştırıp söndürmektir. Bu üç temel kolon sarsıldığında, dışarıdan bir saldırıya gerek kalmaksızın o medeniyet kendi ağırlığı altında ezilmeye ve bir daha dirilmemek üzere sessizce yok olmaya mahkûm olur.
İslam medeniyet tasavvurunda toplum, bir bina gibidir ve o binanın ana kolonu ailedir. Aile, bir toplumun nefes aldığı ilk menfez, insanın ahlaki donanımının inşa edildiği ilk mekteptir. Aileyi yıkmak, toplumsal dokuyu bir daha dikilemeyecek şekilde yırtmak demektir. Bunun en kestirme yolu ise, o yuvanın ruhu, kalbi ve mimarı olan anneyi hedef almaktır. Modern çağ, fıtrata açtığı savaşta önce anneliği sıradanlaştırmış, ardından "ev hanımlığını" bir vizyonsuzluk, bir geri kalmışlık nişanesi olarak sunmuştur. Oysa İslam ahlakında annenin diz dibi, insanın ilk mektebidir; şefkatin, merhametin ve adaletin tohumlarının atıldığı o mukaddes topraktır. Kadına, sadece kapitalist çarkların bir dişlisi olduğu sürece değer biçen, onu üretim bandında tüketen ve asli kalesinden, yuvasından kopardığında ona "özgürlük" vadettiğini iddia eden bu sistem, aslında merhameti evsiz bırakmıştır. Anne, evi çekip çeviren, nesli inşa eden o ulvi makamından utanır hale........
