Yeni sirayet çağı
Dünyanın herhangi bir yerinde olan bitenin bize ulaşması için uzun yollar kat etmesi gerekmiyor. Sabah telefonu eline alan biri, kahvesi soğumadan Riyad'a yönelen bir füzeyi, Moskova çevresindeki saldırıları, Grönland'ın güvenliği üzerine yürütülen görüşmeleri ve New York'ta aynı masa etrafında toplanmaya hazırlanan liderleri okuyor. Bunların hiçbiri İstanbul'un uzağında yaşanan, birbirinden kopuk hikâyeler değil. Aralarındaki mesafe haritada duruyor; hayatın içinde ise usulca eriyor.
Belki de çağımızın asıl meselesi tam burada başlıyor: Bir yerde yaşananın, başka bir yerdeki hayatı ne kadar hızlı etkileyebildiği.
Tasavvuf dilinde bir söz var: Hâl sârîdir. Bir insanın hâli, yanındakine geçer. Bugün aynı şey insanlar arasında değil, coğrafyalar arasında yaşanıyor. Bir coğrafyada ortaya çıkan gerilimin, endişenin veya kararın sınırları aşarak başka bir coğrafyanın gündemine, ekonomisine ve nihayetinde gündelik hayatına nüfuz etmesine hâl sirayeti demek mümkün. Yaşadığımız çağa "yeni sirayet çağı" demek de yanlış olmaz.
19 Eylül'de Arap Koalisyonu'nun, Husilerin Riyad'a fırlattığı balistik füzenin Suudi hava savunması tarafından imha edildiğini duyurması, sadece bu ülkenin güvenlik başlığı değildir. Husilerin aynı gün Kızıldeniz kıyısındaki enerji tesislerini de hedef aldığını açıklaması, gelişmenin enerji yollarını, bölgesel ticareti ve Körfez'in istikrarını da ilgilendirdiğini gösteriyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın, Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında Suudi Arabistan'ın özellikle belirli teknik konulardaki askerî ihtiyaçlarını karşılamakta sorun yaşamayacaklarını söylemesi, hâl sirayetinin diplomatik sahadaki karşılığıdır.
Aynı günlerde Moskova çevresinde gerçekleşen geniş çaplı insansız hava aracı saldırıları ve bir petrol rafinerisinin hasar görmesi, güvenlik gündemini dünyanın enerji hesabına bağlıyor. Rus yetkililer iki kişinin........
