menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kaplanın Sırtında

25 0
11.08.2026

Kitap tahlili yapmak hiç aklımda yoktu şu yazın sıcağında ama Zülfü Livaneli’nin kaleme aldığı ‘Kaplanın Sırtında’ kitabını okuduktan sonra bir zorunluluk atfetti. 

Biliyorsunuz Zülfü Livaneli, Türkiye’nin enlerindendir.

Hatta en iyisidir, diyebiliriz.

Özellikle müzikteki başarısı, Türkiye sınırlarını aştı, diğer ülkelerde de tanınır oldu.

Edebiyatta başarısı yazdıkları kitaplardan, kırdığı satış rekorlarından belli değil mi?

Serenat, Mutluluk, Kardeşimin Hikayesi, Son Ada, Huzursuzluk, kendi hayatını anlattığı Sevdalım Hayat, Leyla’nın Evi…

Her biri büyük bir edebi eser…

Okumadığım birkaç kitabı ya vardır ya yok.

Onlardan birisidir ‘Kaplanın Sırtında’ kitabı.

Arkadaşımın tavsiyesi ile ‘Kaplanın Sırtında’ kitabını da okumaya karar verdim.

İşin doğrusu iki günde okudum bitirdim.

Dedim ya Zülfü Livaneli büyük bir yazar, büyük bir edebiyatçı…

Haksızlık da etmek istemem ama ‘Kaplanın Sırtında’ benim için bir hayal kırıklığı oldu.

Kitapta anlatılanlar bambaşka mevzular, gerçekle bağdaştırmak çok zor…

Acaba ben mi böyle düşünüyorum diye, internetten kitapla ilgili yorumlara baktım, benimle aynı düşünen bir sürü yorumla karşılaştım.

Yazar sanki bir ulusal kahramandan bahsediyordu.

II. Abdülhamid büyük bir önder, büyük bir kurtarıcı, büyük bir vatan severdi.

İttihat ve Terakki o kadar kötülenmiş Osmanlı’ya musallat olmuş baş belasıydı.

Kanunu Esasiye, Meşrutiyet, Meclis, demokrasi mücadelesi…

II. Abdülhamid’den sonra işlerinin kötü gitmesi, toprak kaybetme sürecinin devam etmesi İttihat ve Terakki yönetiminin suçu olarak........

© Kayseri Gür Haber