Bağışın masumiyeti ve hukukiliği
“Bağış” kelimesi, kulağa en temiz gelen kelimelerden biridir. İçinde dayanışma vardır, merhamet vardır, paylaşma duygusu vardır. Bir öğrencinin bursuna, bir hastanın tedavisine, bir yoksulun sofrasına katkı sunmak vardır…
Masumiyet içeren bu kavrama kimse itiraz edemez.
Ancak bağışın hukukiliği tartışılmaya başlandığında, bu masumiyet algısı da aşınır.
Nitekim son günlerde CHP’li bazı belediyelere yönelik operasyonlar sonrasında bu tartışma yeniden gündeme geldi. Özellikle Bolu Belediyesi üzerinden yürüyen süreçte CHP Genel Başkanı Özgür Özel;
· Belediyeler üzerinden yapılan taleplerin “kişisel menfaat” değil, sosyal amaçlı olduğunu,
· Özellikle burs veren vakıflar aracılığıyla ihtiyaç sahibi öğrencilere destek sağlamak için bağış istendiğini,
· Bu sebeple belediye başkanlarının arkasında olduklarını ifade ediyor.
GEÇMİŞTEKİ BAĞIŞ TARTIŞMALARI
Bu tartışmalar yeni değil.
Geçmişte, Erbakan’ın iktidar ortağı olduğu dönemlerde ve Erdoğan’ın belediye başkanlığı yıllarında da benzer iddialar gündeme gelmişti. Ancak bu iddiaların büyük bölümü yargı kararıyla netleşmiş dosyalara dönüşmedi.
Siyasi aktörler değişiyor, dönemler değişiyor, hatta ideolojiler bile değişiyor; fakat “bağış” etrafında kurulan savunma dili neredeyse hiç değişmiyor.
“Toplumsal fayda var.”
“Vakıf için, burs için, yardım için istendi.”
Bu cümleler farklı dönemlerde, farklı siyasi gelenekler tarafından neredeyse aynı tonla dile getirildi. Çünkü bu söylem güçlüdür. Ahlaki bir zemin kurar. Eleştiriyi zorlaştırır. Bir anda meseleyi hukuk zemininden çıkarıp vicdan zeminine taşır.
Oysa hukuk, vicdani beyanlarla değil, ilişkilerle ilgilenir.
Bir bağışın gerçekten bağış olup olmadığını belirleyen şey, niyet beyanı değil; o bağışın bir........
