menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SDG sonrası Suriye

28 0
27.08.2026

2011’den bu yana inşa edilen Rojava anlatısı jeopolitik bir illüzyondan tarihi, siyasi ve demografik gerçek zeminine SDG’nin feshi ve Şam yönetimine entegrasyonuyla oturmuş oldu. SDG’nin yeni Suriye Devleti’ne adaptasyonunun anlamını değerlendirmeden Kürtlerin Suriye’nin sahici bir parçası olma sürecinin hem Kürtler hem Araplar hem de Türkler için olumlu bir gelişme olduğunu kayda geçirmek gerek.

Başta Mazlum Abdi olmak üzere SDG’nin Suriyeli aktörlerine geçmiş endişeler ve ön kabuller üzerinden itiraz etmek Suriye’de çözümsüzlüğü istemekten başkası değil. Feshedilen ya da bundan sonra adı anılmayacak olan SDG, Suriye Kürtleri değil.

Eğer Kürtler güney komşumuzda bir entegrasyon yaşayacaksa kendi aktörleri ve kurumları ile bu gerçekleşecek. Aksi hem gerçekçi değil hem de sürdürülebilir. Suriye’de Ahmet El Şara başta olmak üzere yeni dönemin aktörlerini mevcut uluslararası tanıma ve toplumsal meşruiyet zeminlerine rağmen “cihatçı” etiketiyle ötekileştirip SDG’li aktörleri meşru görmek ne kadar çelişki ise tersi de öyle. İlham Ahmed ve Mazlum Abdi’nin “PKK’lı olduğu için yanlış aktörler” olduğunu ileri sürüp Şara ve ekibini muteber görmek de tutarsızlık. Ortadoğu, aktörler arasında alakart tercihler yapma lüksü veren bir coğrafya değil. Yeter ki meselenin gideceği istikamet ilgili ülkenin istikrar ve bütünlüğüne kapsayıcı bir çözüm adresi olsun.

SDG’nin entegrasyonuna dair açıklamalar sadece silahlı bir yapılanmanın Suriye güvenlik güçlerine eklemlenmesine değil Kürtlerin yeni devletin ve toplumun parçası olmasına dair maddeler içeriyor. Abdi’nin Suriye Cumhurbaşkanı’nın........

© Karar