menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Halep’te savaşı kutsamak

12 5
08.01.2026

İnsanın tarihi, hem birlikte yaşamı var etme mücadelesi hem de birlikte yaşadıklarının dışındakilere karşı refleksif bir savunma içgüdüsünün karşıtlığı üzerinden biçimlenmiştir. Modern devlet, bu çelişkiyi yeniden üreterek savaş zemini yaratır ve kendini öyle var eder. Devletler savaşları yeniden üretmekle kalmaz aynı zamanda savaşın nesnesi olan insanı da tarihsel ve antropolojik gerçekliğine yabancılaştırır. Savaşlar daha sofistike ve insani duygulardan bağımsızmış gibi kurgulanır. Bu da vahşetin boyutunu ve şiddetini bir görünmezlik zırhının ardında büyütür.

Geleneksel savaşta mekânsal yakınlık, ölümün duyusal gerçekliği, bedensel tehdit ve muarızını karşılıklı görme vardır. Savaş, yıkım ve ölüm gerçektir. Dokunulur, hissedilir, acısı duyumsanır. İnsanın şiddet ve vahşetle yüzleşmesi vardır ve bu kendi içinde bir vicdani muhasebenin de kapısını aralar.

2011 Mart’ında başlayan Suriye iç savaşında 600.000 (altı yüz bin) insan yaşamını yitirdi. Milyonlarca insan evini barkını terk ederek mülteci konumuna düştü. Suriye’nin sosyo-ekonomik ve fiziksel alt yapısı tamamen çöktü. Ancak bu şiddetin ve yıkımın müsebbipleri savaşın sonuçlarıyla asla yüzleşmek zorunda kalmadılar.

Bölgesel ve uluslararası güçlerin kendi çıkarları ve stratejik planlamaları doğrultusunda dizayn ettikleri vekil güçleri, Suriye’yi kanlı bir laboratuvara çevirdiler. Bazıları başka coğrafyalardan getirilmiş paralı savaşçılar, selefi teröristler, cihatçılar aracılığı ile kendi ellerini kirletmeden tarihin gördüğü en kirli savaşlardan birini yürüttüler. Ve bu karanlık savaşın finansmanı uyuşturucu parasıyla, silah ve insan kaçakçılığıyla yapıldı.

Yeni savaş konsepti olan........

© İlke TV