Devlet, sınıflar ve Poulantzas
Hayır, Karl Polanyi değil. Nikos Kazancakis hiç değil. Bahsettiğimiz kişi, Nikos Poulantzas.
Gramsci ve Althusser ile birlikte anılması gerekirken çoğu kez unutturulan bir siyaset bilimci. Teşbihte hata olmaz; Yunanistan’ın Hikmet Kıvılcımlı’sı.
1936’da Atina’da doğan, Yunan komünist hareketinde ve Fransız üniversitelerinde çığır açan Poulantzas, henüz 43 yaşındayken hayatına son verdi.
Bugün yaşasaydı öğrencileri ve yoldaşlarıyla birlikte 90. yaş gününü kutluyor olacaktı.
Bize düşen onun devlet ve sınıflar üzerine ortaya koyduğu fikirleri, bugünün otoriterleşen dünyasını anlamak için kullanmak.
Onu özel kılan şeylerden biri, sokak hareketiyle teorik tartışmaları buluşturmasıydı. Derin ve karmaşık metinlerle boğuşurken parti faaliyetlerini asla terk etmedi. Sınıflar boğuşurken öğrencileriyle beraber barikatlara yürümekten çekinmedi.
O hem bir teorisyen hem de bir militandı. Çok sevilen bir öğretmen ve çok özlenen bir arkadaştı.
Poulantzas’ın neyi savunduğunu anlamak için önce neyi reddettiğine bakmak gerekir. Ona göre geleneksel sol, uzun süre iki büyük çıkmaz arasında sıkışmıştı: Bir yanda düzenin sınırları içinde eriyen reformizm, diğer yanda ise devleti “tek gecede” dışarıdan bir balyozla........
