We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Şeytan kovalamaktan, abdest almaya fırsat yok

2 0 0
05.12.2018

24 Haziran Seçimlerinden sonra, millet yeni bir rejim için karar verdi. Ve artık herşey çok farklı olacak dedik. Özellikle Oligarşik Bürokraside hiç olmadığı kadar hala etkili olan FETÖ’nün çil yavrusu gibi dağıtılacağını düşündük.
Çünkü ülkeyi devlet ya da iktidar değil, Oligarşik Bürokrasi yönetiyor ve devleti kilitliyordu.
Artık zincirler kırılacak, bürokrasi yok olacak diye sevindik.

Oligarşik Bürokrasinin tek hedefi millet ve vatandaş mağduriyeti, memnuniyetsizliği ile milleti devletine isyan haline getirebilmek, bunu sandığı yansıtarak sandık darbesi yapmaktı.
Bu milletin asil evlatları bu oyunları bozdu, rejimi değiştirdi ama maalesef yeni rejime ve Başkanlık sistemine rağmen, aynı oligarşik bürokrasi daha da güçlendi.
Umut Rejimi ve Başkanlık Sistemine rağmen Oligarşik Bürokrasi devletin işleyişini kilitlemiş durumda.
Çünkü; adı var kendisi yok iktidar partisi var…
2002 ruhunun AK Parti’si yerle bir olmuş, sadece Reis’ine inanan bir millet’in verdiği maddi manevi cansiperane mücadelesini seyreden, AKP var.
..
Reis çok şey yapmak istiyor, açıklamalar yapıyor.
Millet de reisine inanıyor.
Ama maalesef, yeni rejimin Başkanı söylediklerini yapamıyor, yap-tır-mı-yor-lar.
Çünkü Reis’in, “Ülkeyi külliyeden millet ile birlikte yöneteceğiz. Başkanlıklar, kurullar, ofislerle ülkenin bütün değerlerini, fikirlerini, umutlarını, farklılıklarını, bilgi birikimlerini ortaya çıkaracak, bizzat bütün verilerin, çalışmaların başında ben olacağım, ülkemizi şaha kaldıracağız, bu saatten sonra (24 Haziran’da milletin rejimi değiştirme kararından sonra) bizim artık hiçbir bahanemiz kalmadı. Elimizi, kolumuzu bağlayan oligarşik bürokrasiyi yerle bir edeceğiz” sözleri aradan geçen 2,5 aya rağmen karşılık bulmadı, bulamadı, buldurmadılar.

Çünkü gerçekten, bu heyecan ve yeni rejim ve milletin, başkanı ile birlikte ülkeyi yönetecek olmasının çok daha bağımsız, çok daha güçlü, çok daha yönetilebilir, kendi değerlerini ortaya çıkaran, artık asla kontrol edilemeyecek, şaha kalkan bir Türkiye olacağını biliyorlardı.

Bunun için papaz krizinden dolar kur saldırıları ile bu yeni yapılanma ve motivasyonu bozmaya çalıştılar ve maalesef başarılı da oluyorlar.

Ülke özellikle iktisadi yönden ve de özellikle kur artışı bahanesi ile kontrolsüz zamlar, stoklarla, suni yokluklarla, kontrol edilemeyen, Oligarşik Bürokrasinin adeta, “Daha fazlasını yapın, arkanızdayız” diyerek, geniş alan açtığı çok ama çok tehlikeli bir gidişat var maalesef…

Gezi Olayları, 17-25 Aralık, 15 Temmuz. Bunlar milletin manevi değerlerine, birlik beraberliğine, vatanın bütünlüğüne, ülkenin işgaline, darbeye zemin hazırlamaya yönelik operasyonlardı.
Millet olarak, Rabb’imizin inayeti, Reis’in dirayeti ile bozduk hepsini.

Ama bu defa saldırı milletin ekmeğine

Ekmek, döviz kuru ve onun getirdiği piyasa oyunları, menfaatçiler, stokçular kaotik ortamı derinleştirmek, ülkenin artık yönetilemediği düşüncesini bizatihi millete sirayet ettirebilmek, virüsü damarlara enjekte edebilmek için inanılmaz bir çalışma ile hedef........

© Harbi Gazete