Çorak Dünyaya Rahmet Yağmuru: Merhamet Medeniyeti
Asırlardır şakülü kaymış, dengesi bozulmuş dünya ve onun misafirleri olan âdemoğulları zulüm ikliminde yaşıyorlar. Üç yüz yıla yakındır askerî, ticarî, siyasî, bilim ve iletişim alanlarında dünyaya hükmeden batı medeniyeti ve onun zalim mensupları,
“Ne kendileri rahat ediyor, ne de âleme huzur veriyorlar. Ehli kubur bile onların gelmesinden korkuyor.Bu kara gönüllü devletler başta I. ve II. Dünya Savaşları olmak üzere, tüm dünyada ve İslam diyarlarında hep ölümler, katliamlar yaşattılar, yaşatmaya da devam ediyorlar.
Bu güçlü fakat “katil ruhlu medeniyet”, başta kendileri olmak üzere yedi iklim altı kıtaya zulümden, yağmadan, kandan ve ölümden başka bir şey getirmedi. Bu yüzden tüm insanlık şimdi büyük bir arayış içinde. Tarihe bakıyorlar; Cengiz, Roma, Pers, Britanya ve ABD devletlerinin başkalarıyla geçinme karnelerinin çok zayıf olduğunu görüyorlar. Adı geçen imparatorluklar, başta Afrika ve Asya olmak üzere gittikleri, hâkim oldukları her yerde sömürüden ve katliamdan başka bir şey yapmadılar.
BU ARAYIŞLARA CEVAP VERECEK BU KARANLIĞA AYDINLIK GETİRECEK IŞIK BİZDE; LAKİN BİZ NEREDEYİZ?
Başta Peygamberimiz dönemi olmak üzere Dört Halife, Abbasî, Gazneli, Selçuklu ve Osmanlı’nın ilk dörtyüzlü yılı, insanlık tarihinin en huzurlu dönemleridir. Bu gerçek hem teoride hem pratikte böyledir. İnsanların aradığı kurtuluş reçetesi bizim tarihimizde gizlidir. Gizli diyorum çünkü bizler bu güneş gibi büyük ve faydalı “merhamet sistemini” günahlarımızla ve kötü ahlakımızla örttüğümüz için insanlık onu göremiyor.
Kim aşağıda yazacağım adlî hükümlerin cari olduğu bir sistemde, ahlaki normların vücut bulduğu bir toplumda yaşamak istemez? Hangi akıl sahibi, adaletin tam uygulandığı, iyiliğin tüm........
