Milletin malına el uzatanın karşısında kim olursa olsun durdulmalı
Siyasette makamlar gelip geçicidir. Koltuklar değişir, görevler biter, isimler unutulur. Ancak milletin emaneti, devletin itibarı ve kamu hakkı kalıcıdır.
Son günlerde yaşanan gelişmeler, siyasette bu temel gerçeğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın, kendisi ve eşi hakkında gündeme getirilen hisse işlemlerine ilişkin iddiaların ardından partisindeki görevlerinden affını istemesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu talebi kabul etmesi, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Kaya, yaptığı açıklamada iddiaların bağımsız ve sağlıklı biçimde araştırılabilmesi amacıyla siyasi sorumluluk aldığını belirtti. Burada önemli olan, ortaya atılan iddiaların henüz soruşturma sonucuyla kesinleşmiş bir suç olarak kabul edilmemesi; ancak kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğuran bir süreçte siyasi sorumluluk mekanizmasının işletilmiş olmasıdır.
Tam da bu noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son açıklamalarına bakmak gerekiyor.
Erdoğan, fon soruşturmaları bağlamında, “Her kim milletin hakkına, hukukuna, malına, mülküne el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur” ifadelerini kullandı. Ayrıca kimseyi yolsuzlukları savunanlarla mukayese etmeyeceklerini ve vatandaşın hakkının yenilmesine göz yummayacaklarını söyledi.
Bu sözler, yalnızca bugünün tartışmalarına verilmiş bir cevap olarak görülmemeli.
Bence burada asıl mesele çok daha büyük.
AK Parti yaklaşık çeyrek asırlık iktidar tecrübesine sahip bir siyasi hareket. Bu kadar uzun süre iktidarda kalan her siyasi yapının içerisinde farklı niyetlerle bulunan insanların olması hayatın doğal akışıdır. Siyasete gerçekten hizmet etmek, millete katkı sunmak, ülkeye değer katmak amacıyla girenler olduğu gibi; makamı, gücü ve siyasi çevreyi kişisel menfaat elde etmek için kullanmaya çalışanların bulunması da mümkündür.
Zaten mesele de burada başlıyor.
Siyaset, millet için yapılırsa anlamlıdır. Makam, millete hizmet için kullanılırsa değerlidir. Devletin imkânları kişisel zenginleşmenin aracı hâline geldiğinde ise ortada artık siyaset değil, kamu emanetiyle ilgili ciddi bir problem vardır.
Ben yıllardır bunu anlatmaya çalışıyorum.
Hatta daha önce kaleme aldığım bir yazıda çok net bir ifadeyle, “Bir zamanlar dava uğruna ev satılırken, şimdi ev uğruna dava satılıyor” demiştim.
Bu söz, aslında sadece bir........
