Sözün Bittiği Yerdeyiz
Savunma sanayii uzmanı olmamakla beraber, zaman içerisinde yeni üretilen silah platformları ve silah sistemleri hakkında bilgi edinmeyi gerekli görürüm. Zira, savaş başladığı anda söz biter, silahlar konuşur. En belirğin sözler bile sıradan bir savaş aracının gerekliliği yanında anlamını kaybeder.
Savaş herşeyden önce bir tecrübe meselesidir. Tecrübe etmeyen bilmez. Tatmayan anlamaz. Yaşamayan anlamını kavrayamaz. Önceki yazılarda çok tekrarladığım bir hususu yine paylaşmak isterim. Savaşı başlatacağınıza siz karar verebilirsiniz, ama ne zaman sonlanacağını belirleyemezsiniz. Bir Arap atasözünde denildiği gibi “savaş yangın gibidir” onu siz sonlandıramazsınız.
Savaşın sonucunu belirleyen elbette çok sayıda etken vardır. Güçlü ve belirleyici bir savunma sanayii, savaşın finansmanı, ekonomik savaş alt yapısı, ittifak sisteminin ve tedarik ağının mukavemeti, ehil askeri, paramiliter, sivil ve diplomatik savaş kadroları, vb. Bunların arasında en belirleyici olanlarından biridir güçlü bir savunma sanayii. Özellikle günümüzde savunma sanayiindeki erişilen başarı artık savaş yapmadan da savaşların sonucunu gösterir niteliktedir.
Ancak, savunma sanayii bir anlık icatların, kısmi üretimlerin, kısa süreli başarıların eseri değildir, olmaz da. Savunma sanayii uzun süreli çalışmaların, bilgi ve mühendislik bileşenleriyle oluşmuş sanayii mekanizmasının devasa ve sürekli üretimleriyle kendisini ispat eden; dışa bağımlı olmayacak derecede yerli hammadde kaynaklarını ve ara ürünlerini kullanabilen; kendini sürekli geliştirecek bir mühendisler ve mucitler ve işçiler ordusuna sahip olan; savaşı ve sanayii sürüdürülebilir şekilde destekleyen bir finansman ağından yararlanan devasa ve sofistike bir komplekstir.
Bu yüzden savunma sanayii üretimlerini devamlılık ve rekabet kapasitesi açısından sürekli test etmek gerekmektedir. Bu nedenledir ki, 2. Dünya Savaşına İngiltere büyük stratejik kayıpları feda ederek geç sayılan bir tarihte girmiştir. Tuhaf İngiliz Başbakanı Neville Chamberlaine üzerinden çok eleştirilen bir savaş öncesi politika yürütmüştür. Zira, askeri ve sanayii istihbarat uzmanları Almanya’nın savaş gücüne erişmek için İngilterenin mümkün olduğunca uzun zaman kazanması gerektiğini Başbakana sunmuşlardır. Dolayısıyla savaş öncesi sürekli saldıran Nazi Ordusunun ataklarına karşı, komik ve yadırganan yatıştırıcı ve tavizkar İngiliz politikası görülmüştür. Özellikle en aşağı 1938’den itibaren Avrupa’da başlayan Nazi saldırıları yine 1935’te Uzakdoğu’da Japonya’nın saldırıları pasiflikle suçlanacak bir şekilde izlenmiştir. Ancak, bu süre içinde İngiliz ordusunu donatacak harp makinesine dönüştürecek savunma sanayii altyapısının oluşturulması ve mevcut sivil altyapının da dönüştürülmesi üzerinde durulabilmiştir. Bu iki konunun daha sonraki yıllarda Anglo Amerikan sistemde daha gelişmiş bir şekilde uygulandığını söyleyebiliriz. Mesela meşhur Cambridge Beşlisinin iki elemanı diplomatik bileşenler olarak Amerika’da savaş sırasında savunma sanayiine dönüştürülecek sivil sanayii kuruluşlarının koordinasyon mekanizması için çalışmışlardı.
Savaş öncesi herkesin doğru bir perspektif sahibi olduğunu düşünmek doğru değildir. Mesela Alman Genelkurmayına “Savaş çıkması durumunda Almanya’nın harp için hammadde kaynaklarının en fazla altı (6) ay dayanabileceğini” öngören lojistik uzmanı korgeneral Thomas George’un raporu sümenaltı edilmiştir. Benzeri bir tezi “Japon Amerikan savaşı çıkması halinde, ilk başlarda Japonya’nın büyük zaferler kazanacağını, ancak savaşına devam etmesi halinde Amerikan savaş kaynaklarına karşı savaşın mümkün olmadığını, dolayısıyla Japonya’nın yenileceğini” söyleyen Japon amirali de dikkate alınmamıştır. Her iki güç de “Yıldırım Savaşı” ile rakiplerinin iradelerinin kırılıp elverişli antlaşmalar yapacaklarına inanmışlardır. Bu o kadar bariz bir hatadır ki, Japonya bırakalım Amerika'nın iradesini kırabilmeyi, o dönemin güçsüz ülkesi Çin’e bile boyun eğdiremiştir. Zira savaş süslü sözlerin, yerleşmiş inançların, eskimiş kahramanlıkların, kötü politikaların eseri değildir. 1. Dünya Savaşı öncesi büyük bir hamasetle Sırbıstan’a saldıran Avusturya Macaristan İmparatorluğu bu genç devlet karşısında ağır bir yenilgiye uğramıştır. Keza 1. Balkan Savaşında Genç Bulgar ordusu karşısında ordumuz yüz kızartıcı bir yenilgi yaşamıştır. En basitinden Bulgar ordusunun gece eğitimi vardır; ancak bizim ordumuz henüz gece eğitimini sistematik askeri eğitimin parçası yapılmış değildir. Savaş öncesi lider kadroların bir kısmında rasyonel düşünceler ve yaklaşımlar görülse de bazı kadrolarda tuhaf inançlar ve ideolojik yaklaşımlar tespit edilebilir. Mesela Amerika'nın Savaşa girmesi durumunu tartışan Nazi generalleri “İçinde altı (6) milyon yahudi bulunan bir devlet nasıl savaş yapabilir!” diyerek irrasyonel bir tutum içine girmişlerdir. Benzeri bir durumu bugün Amerikan yönetimi yaşamaktadır. İran’a karşı daha etkili olabileceklerini düşünen askeri uzmanları yanıldıklarını anlamışlardır. Ancak, Amerka'nın mevcut gücü ve askeri anlamda en azından saldırı gücü itibariyle rakipsizliği bu hatayı telafi etme imkanı tanımıştır. Savaş tıpkı fiziksel ve biyolojik yasalar gibi yasalara tabidir. Bu yasalara uyulmadığında savaşta yenilgi mukadderdir. Bu yüzdendir ki, savaş yasalarına ilk önce büyük güçler uyarlar, uymak kabiliyetine sahiptirler. Özellikle büyük savaş tecrübesi yaşayanlar devlet ve asker hafızasında savaşın bütün bileşenlerine ait tecrübelerini, verilerini saklarlar. Bu ayakta kalmak için çok kıymetli bir bilgidir. Ta ki devlet hizmetinde liyakat esas alınmaz; büyük kararlarda aklın ve tecrübenin gereklilikleri göz ardı edilir; yerleşmiş inançlar, eskimiş kahramanlıklar ve kötü politikalar benimsenir; bunların da üstü süslü sözler ile soslanır, o zaman savaşın ya da savaşların kaybedilmesi kaçınılmaz olur.
SİLAHLARIN KONUŞTUĞU YERDEYİZ
Bu başlık altında dikkatimi çeken bazı savunma sanayii ürünlerini sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Bunu yaparken de mümkün olduğunca duygularım, inançlarım, beklentilerim değil de aklımı ön planda tutmaya çalışacağım. Burada paylaştığım hususlar öncelikle başka çalışan gayretli insanların çalışmalarıdır. (Özellikle genç ve ve bu alanda akademik ve saha çalışmalarına vakıf olan gençlerin çalışmaları şâyanı takdirdir. İlgili okurlarımız için defenceturk.net, shiftdelete.net, savunmasanayist.com, m5dergi.com, donanımhaber.com, vb siteleri de takip edebilirler) Ayrıca bu liste tam liste değildir. Seçimli ve perspektif vermeye matuf bir listedir. Meraklısı ve asıl ilgilisi tam listelere erişmeye çalışmalıdır. Yabancı dillerde hayli benzer site görmek mümkündür. Vakıa bu sayılanlar dışında her ülkenin gizli tuttuğu bazı silah sistemleri olabilir. Bunun da iyi araştırılması ve tespit edilmesi gerekir. Savaş devletler ve ordular için bir tecrübe olduğu kadar silah platformları ve sistemleri için de deneme sahaları ve tanıtım fuarları gibidir. Her savaş sonrasında özellikle büyük silah sistemleri üreticileri bilgilerini tazeler, eksikliklerini görür ve ürünlerini yeni şartlara adapte etmeye çalışırlar. Mesela Amerika UH (Utility Helicopter) genel maksat helikopter serisi Vietnam Savaşı öncesinde ama asıl savaş esnasında geliştirilmiştir. Bu sınıfın Ar-ge’sinde 100 bini aşkın kullanıcının katkısı olduğu söylenir. Askeri manevralar ve harp oyunları askeri malzeme ve silah sistemlerinin test edildiği gösteriler ve platformlar olmakla birlikte asıl sistemlerin gerçek sınanması savaş sırasında olmaktadır. İran savaşı sırasında akla gelmeyen başka vektörler ve şartların da ortaya çıkması muhtemeldir. Özellikle kesin belirleyici bir galibiyet ve nihai işgal düşünülüyorsa daha çok sayıda vektörün düşünülmesi, tasarlanması ve hatta hayal edilmesi gerekir. Zira insan aklı bir çok yere kadar tabiata yön vermeye ve hakim olmaya muktedirdir; ancak, her tabii olay kendi özel şartlarında gerçekleşmektedir.
İşte bugün içinde bulunduğumuz küresel şartlar “sözün bittiği ve silahların konuştuğu” yerdir. Dünyanın farklı bölgelerinde cereyan eden savaşlar sözleri basit propagandaya dönüştürmüş ama savunma sanayii ürünleri için emsalsiz geri dönüşler sağlamaktadır.
STRATEJİK CAYDIRICI SİLAHLAR
Çin’in ABD ve Rusya karşısındaki en büyük eksikliklerinden birinin uzun menzilli stratejik caydırıcı etkisi olan silah platformları ve silah sistemleri olduğu bilinmektedir. Bu kapsamda, stratejik bombardıman uçakları eksikliğinin halen yeri doldurulmuş değildir. Ancak, bu alanda kendini tamamlamaya başladığı görülmektedir. Örnek olarak Stratejik bombardıman uçağı H-6N’yi nükleer görev kabiliyetiyle ilk defa kamuoyu ile paylaşmasıdır. Çin medyasının yayınladığı görüntülerde H- 6N bombardıman uçağının büyük bür balistik füze taşıdığı görülmektedir. Uçağın taşıdığı füzelerin havadan fırlatılan füzeler (JL-1) olduğu değerlendirilmektedir. Bu füzelerin nükleer başlık taşıma kapasiteleri bulunmaktadır. Bu uçak grubunun aynı sınıftaki diğerlerinden farkının büyük mühimmatların taşınabilmesi için değiştirilmiş........
