Milletin hakkı
Bekir Hoca ile Nusratlı sırtlarından denize doğru bakarak çaylarımızı yudumluyoruz. Eskiden kamyoncuların, tatilcilerin uğrak yeri olan bu çay bahçesi şimdi pek tenha. Çünkü devasa Küçükkuyu tuneli yapıldı. Herkes, yolu yarım saat kısaltan ücretsiz tunele yöneldi.
“Büyük iş” diyor Hoca.
Ben, “insanlar kıymetini biliyor mu acaba” diye tahrik edici bir soru soruyorum
Hoca sakin, “bilirler, bilirler, marifet iltifata tabidir” diye cevap veriyor.
Söz konusu millet olunca, Bekir Hoca’nın çocukluğumdan beri bildiğim çok net bir tavrı var. Ne yaparsanız yapın, ona Türk milletinin genelini kapsayacak şekilde olumsuz bir söz ettiremezsiniz. Kendini tereddütsüz bu halkın bir parçası görür, insanları eleştireceği zaman bile her kelimeyi özenle seçer. Bizleri de hep “millete karşı keskin olmayın, kırıcı olmayın” diye uyarmış, keskinliklerimizi törpülememizi öğütlemiştir.
Bu “halk çocuğu olma hali” sadece Bekir Hoca’ya mahsus değil, o kuşağın önemli bir bölümünde var. En seçkin okullarda okumuşlar, makam mevki sahibi olmuşlar. Lakin kalpleri, bir zamanlar ayak çıplak baş kabak yollara koyuldukları köylerde, yoksul mahallelerde atmaya devam ediyor. Vatan dediğimiz ülkünün, ancak üstünde yaşayan insanlar ile mümkün olduğunu iyi biliyorlar, kendilerini de o........
