We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Şu ego dedikleri şey... Egomuzdan kurtulursak aslında ne olur?

1 0 0
02.07.2020

Ego, psikanalitik kurama göre ruhsal aygıtın id ve süperego ile beraber üç ana yapısal elemanından biridir. Bu terimi ruhsal aygıtın yapısal bir elemanı olarak tanımlayan ve literatüre yerleştiren psikanalizin kurucusu Freud’dur. Son yıllarda ego halk arasında kibir, büyüklenme, bencillik, nefis, arzular gibi anlamlarda kullanılıyor olsa da bir psikoloji terimi olan egonun bunlarla bir ilgisi yok. Hatta birazdan göreceğimiz gibi neredeyse zıt bir anlama sahip. Egoyu kibir, nefis ya da bencillik anlamında kullanan kişiler aynı zamanda aslında imkansız olan ve olursa da vahim sonuçları olacak bir şeyden egoyu yenmekten ya da egodan kurtulmaktan söz ediyorlar. Halk arasındaki bu kullanımın etkisinde kalan bazı ruh sağlığı çalışanlarında da benzer ifadelere rastlayınca, egonun bir terim olarak ne olduğunu, ne anlama geldiğini ve ne olmadığını basitçe yazmanın yararlı olacağını düşündüm.

Egonun temel işlevi, dış gerçekliği, maddi koşulları ve süperegonun ahlaki ilkelerini göz önünde bulundurarak idin arzularını gerçekleştirmeye çalışmaktır.

İd sonsuz çeşitlilikte ve bitmeyen arzularla dolu bir yapıdır. Gördüğü her şeyi isteyen, her şeye özenen, her şeyin sahibi olmak isteyen bir çocuk gibidir. Arzularının hemen giderilmesini ister, istediği şey mümkünmüş veya değilmiş aldırmaz, ne kadar makul ve yapılabilir olduğu da ne kadar etik veya doğru ya da yanlış olduğu da umurunda değildir. Adeta istekleri hemen yapılsın diye bağırıp tepinen huysuz bir çocuğa benzer.

Süperego ise her şeye “el alem ne der?” diyen, kişinin isteklerinin değil, neyin doğru neyin yanlış, neyin ahlaklı neyin ahlaksız olduğu ile ilgilenen ve ilkelerine uyulmadığı zaman suçluluk duygusu ve vicdan azabı uyandıran bir aile büyüğü gibidir.

Egonun işi ise bu ikisini dış gerçekliği de göz önünde bulundurarak uzlaştırıp sorunları çözmeye, iç barışı sağlamaya çalışmaktır.

Bebek dünyaya yeterince güçlü ve gelişmiş bir ego ile gelmez. Ego zaman içinde idden gelişir ve güçlenir.

Ego idden gelen itkileri algılar ve dışsal koşulların buna el verip vermediğini değerlendirir. Diyelim acıktınız, ego “yenecek ne bulabilirim, nelere ulaşabilirim?” diye araştırmaya başlar. Hangi seçenekler olduğunu bu seçeneklerin avantajlarını ve dezavantajlarını değerlendirir. Bunu yaparken geçmiş deneyimlerinden yararlanır, nerelerden neler bulmuştu, hangisinin tadı nasıldı, ne kadar keyif vermişti gibi özellikleri gözden geçirir. Çocuk büyüdükçe başka ölçütleri de göz önünde bulundurmaya başlar her birinden elinde ne kadar var, fiyatları ne kadar, daha ne kadar dayanır, son kullanım tarihleri neler vb.

Başlangıçta henüz süperego gelişmemişken, çocuk için bir eylemi gerçekleştirmenin moral yönü bunu yaptığında anne babasının kendisine kızıp kızmayacakları, nasıl tepki vereceklerinden ibarettir. Anne baba değerleri içselleştirilip süperego geliştikçe anne babası görmese dahi onların içsel temsilcileri ruhsal dünyada kendisini gözlemeye devam ettiği için onların ahlaki değerlerini göz önünde bulundurarak hareket etmeye de başlar.

Tüm bu değerlendirmeleri ego yapar ve en uygun bulduğu yoldan dürtüsel isteği yerine getirerek içsel gerilimi gidermiş ve doyum sağlamış olur. Bulduğu yol ne kadar olumlu sonuçlandıysa bunu daha........

© Gerçek Gündem