İnsanın insana, hastanın tabibe ihtiyacı var…
365 gün koşup durduk, acılar yaşadık, kayıplar verdik, inişlere, çıkışlara, yükselişlere, çöküşlere tanıklık ettik, toplumsal ve idari karne açısından zayıf notlar aldık, çoğu kez umut balonlarımızın söndüğünü gördük, ekonomik ve siyasal açıdan ağır faturalar ödedik, operasyonlar, tutuklamalar, gözaltılar, mitinglerle yatıp kalktık. Gerilimi yüksek hatlarda dolaştık aşınmayla liyakat arasında gidip geldik, bu arada aydınlanmanın izlerini pek süremedik, yol veren, yön veren, el veren aydınların izinden pek gidemedik, çevremiz ateş çemberi ile sarılıyken bile geçmişten ders almadık, alamadık…
Oysa toplum olarak kenetlenmeye, omuz omuza durmaya, sırt sırta vermeye, susmamaya, geri adım atmamaya, kötülüğe normalmiş gibi alışmamaya, korkuya teslim olmamaya o kadar ihtiyacımız vardı ki ve var ki…
Yine yasaklanan her söze karşı yeni bir söz üretmeye, yasaklanan yapıtlara karşı yeni yapıtlar üretmeye, karartılmak istenen ışıklara karşı yeni ve daha parlak ışıklar yakmaya o kadar çok gereksinim duyuyoruz ki…
Direnen gençlere, sokağa dökülen sanatçılara, evladını yalnız bırakmayan annelere, mapus damları önünde sabahlayan ailelere, öğrencisi için pek çok şeyi göze alan eğitimcilere, Atatürk aydınlığından kopmayan ve korkmayan ülke sevdalılarına, doğayı,........
