ABD'nin Venezuela Planı: Küresel Gıda Savaşları
Bu işgalin ve baskının sebebi, sadece jeostratejik hedefler değil. Asıl mesele, Venezuela'nın hem petrol vanalarını hem de gıda pazarını kimin kontrol edeceği meselesi.
Mevcut vahşi gıda düzenine karşı, "Ben kendi halkımı kendim doyuracağım" diyenlere çok sert bir mesaj veriliyor.
"Halkımı Kendim Doyuracağım" Diyen Lidere Ne Oldu?
Hugo Chavez otoriter bir liderdi; onun ardından gelen Nicolas Maduro ise miras kalan otoriterliği daha da büyüterek ülkeyi baskıcı bir yola sürükledi. 1980’lerin ortalarında başlayan ekonomik krizi durdurmak için, Şubat 1989’un başında yeniden seçilen Carlos Perez, verdiği sözlerin tersine döndü. Ekonomiyi daha serbest hale getirmeye başladı. Devleti, belli çevrelerin kazanç sağladığı bir yapıya çevirmeyi seçti. Halkın sırtına yük bindiren kemer sıkma kararlarını uyguladı.
Bu politikalara tepki olarak Şubat 1989’un sonunda halk Caracas’ta ayaklandı. İktidar bu ayaklanmayı şiddetle bastırdı. 1982’de Bolivarcı Devrimci Hareket adlı gizli bir yapı kuran Hugo Chavez, halkın şiddetle bastırılmasına tepki olarak darbeye kalkıştı. Darbe başarısız oldu ve Chavez tutuklandı. 1994’te serbest kaldı. 1998’de de ülkenin başkanı seçildi.
Chavez ve onun halefi Maduro, ülkenin dışa bağımlılığına karşı “gıdada bağımsızlık” fikrini benimsedi. 1999 Anayasası ve Toprak Yasası’yla bu yaklaşımı çerçevelediler. Venezuela artık gıdayı bir ticaret malı değil, bir insan hakkı olarak tanımlıyordu. Ülke, ithalata yaslanmak yerine yerel üreticileri ve kooperatifleri desteklemeyi hedefledi. Toprak yeniden paylaştırıldı. Devlet, fiyat oyunlarını ve karaborsayı sınırlamak için Mercal, PDVAL, Bicentenario gibi market zincirleri kurdu.
Hem Chavez hem de Maduro, gıdayı zaman zaman........
