Mutlak gücün korkusu
İktidarlar ölümün bile ritmini ayarlamak ister.
Bu yüzden tarih kimi ölümleri geç duymuştur.
Timur seferde öldüğünde ordunun haberi olmadı ve günlerce sanki liderleri hayattaymış gibi sefere devam etti. Sanki Timur’un gezici çadırı içinde o çoktan soğumuş bedeni yokmuş gibi ve hala emir veriyormuş gibi… Bir anlığına durmak bile ordunun çözülmesine yetecek kadar tehlikeliydi. Belki de korkudan daha hızlı yayılan tek şey, iktidarın hissettiği o ani boşluktur.
Ankara Savaşı’nda yenilip Timur’un eline esir düştü, Yıldırım Bayezid. Onun esarette ölümü de benzer bir karanlığa gömüldü. Duyulursa Osmanlı’nın kardeş kavgası hemen başlardı. Bu nedenle Beyazıt’ın ölümü güvenlikli bir oda aralığında saklandı. Ortaya çıkaracağı kargaşa ihtimali ertelenmiş oldu.
Lenin ve Stalin’in ölümünde de aynı refleks işledi. Bir-iki saatlik belirsizliğin bile kocaman ülkeyi nereye savuracağı hesaplandığı için ölümün saatini siyaset belirledi. Tıbbi raporların uyuşmazlığı bir gerçeğin altını çiziyor: Güç, beden toprağa düşse bile düşmemiş........
