menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şili’nin sözde ‘solcu’ devlet başkanı giderayak neden Küba’yı hedef aldı?

10 0
latest

Latin Amerika ülkesi Şili’nin Devlet Başkanı Gabriel Boric, koltuğunu aşırı-sağa teslim etmeden önce dikkat çekici açıklamalar yaptı. ‘Solcu olarak başladığı görevini solcu olarak bitirdiğini’ iddia eden Boric, Küba’yı ‘diktatörlük’ olarak tanımladı. Aralık ayında yapılan seçimlerinde ABD destekli José Antonio Kast net bir oy farkıyla Şili’nin yeni devlet başkanı seçilmişti.

Mart’ın 11’inde görevi sona erecek olan Boric’in sözleri Latin Amerika solu içerisinde ilk kez tartışma yaratmıyor. Daha önce de Venezuela ya da Ukrayna konusunda Boric, ABD’nin liderlik ettiği düzen içi bir söylemi net bir şekilde tekrarlamıştı. Solun sokak eylemlerindeki radikal talepleriyle iktidara gelen Boric, kayda değer hiçbir değişime imza atmadan başkanlığa veda edecek.

Peki neden giderayak topu Küba’ya atmayı tercih etti? Üstelik ABD kendi ‘arka bahçesi’ gördüğü Latin Amerika’ya saldırılarını hızlandırıp Venezuela’nın ardından Küba’yı da açıkça tehdit ederken, neden hedef tahtasına Küba’yı ve Venezuela’yı yerleştirdi?

Söyleşinin asıl anlamını değerlendirmeden önce Boric’in başkanlık dönemini hatırlayabiliriz.

Şili 2019 yılında sağcı hükümetin neoliberal politikalarına karşı ayağa kalktı. Ulaşım zammına karşı tepkiyle başlayan protestolar kısa süre içerisinde radikal reformlar talep eden bir halk ayaklanmasına dönüştü. Eylemcilerin istekleri ‘Zamların geri alınması’ ya da ‘hükümetin istifası’yla sınırlı kalmadı; ekonomik talepleri ağır basan anayasal değişiklik de talep edildi.

Şili Anayasası’nın kökleri kanlı bir darbeye uzanıyor. Sosyalist Salvador Allende, 1970’de seçimle iktidara gelmiş, ancak 1973’te ABD destekli General Augusto Pinochet tarafından devrilmişti. Pinochet döneminde rüzgar tersi yönden esmiş ve Şili dünyada neoliberal ekonomik politikalarının sistematik bir şekilde uygulandığı ilk laboratuvar olarak adlandırılmıştı. 1980 yılındaki Şili Anayasası neoliberal çıkarları koruma görevini üstlendiği için protestoların en sık işitilen sloganlarından biri anayasa değişikliği talebine atıfla “Neoliberalizm burada doğdu, burada ölecek”ti.

Geniş bir sol / sosyal-demokrat koalisyon da Şili seçimlerine bu talebi yükselterek damgasını vurdu. Eski bir öğrenci lideri olan Boric, bu koalisyonun adayı olarak sokak eylemlerinden gelen güçle seçimleri kazandı. Türkiye de dahil olmak üzere tüm dünyada burjuva medyada manşetler “Şili’de solun görkemli zaferi”........

© Evrensel