Muhatap Alınma Sorunumuz!
Kendisine karşı mücadeleye girişeceğiniz muhatabınızı seçmek bile, mücadeleden kazançlı çıkma yöntemlerinden biri olarak kullanılabiliyor. Yani savaşılacak kesimi seçmek, o kesimi güçlendirmek için bilinçli bir seçim sonucunda yapılabiliyor. Bunu örnekleyeceğiz ama önce serzenişte bulunmamız lazım:
Bugün maalesef bu tür derin stratejileri, sol zihniyetin daha detaylı uygulayabildiğini görüyoruz. Oysa sol zihniyet çok daha bağnazdır. Daha köktenci, daha kör ideolojilidir. Buna rağmen bugün, paralellerinde bulunan diğer sol yapılanmalarla küçük menfaat hesaplarının ötesine bizden çok daha fazla geçebiliyorlarsa bu utanç bize yeter! İslami ekollerin, sırf milliyetçi zindanlarından çıkamadıkları için, ortak stratejiler geliştiremiyor oluşuna başka ne ad verilebilir ki?
Şimdi savaşılacak muhatabı seçmenin bile verebileceği kazanca örnek verebiliriz. Malumunuz olduğu üzere milliyetçilik, 1789 Fransız İhtilali sonrası dünyaya yayıldı. İmparatorluklar milliyetçilikle parçalandı, ulus devletleri kurulmaya başladı. Türkiye Cumhuriyeti de Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılması üzerine ulusalcı zihniyet üzerine kuruldu. O esnada Kürtler hala ümmetçi zihinlerini kaybetmemişlerdi. İslam kardeşliği hukuku üzerine bir devlet çatısı altında kalmayı tercih ettiler. O dönem Kürt isyanları bile ulusalcı zihinden ziyade İslami hassasiyetler üzerinden........
