menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Taban tavan ilişkisinde ne hallerdeyiz? (2)

36 0
10.08.2026

Pazar günkü yazımızın devamı.

Yeni Türkü grubu ilk kurulduğunda Ankara’da idiler. Aralarında bizim de tanıdığımız iki müzisyen, kurucu üye olarak yer almaktaydı.  Ama grup müziklerini duyurmak için İstanbul’a göç etmenin gerekliliğinin farkına varınca, bu iki arkadaşımız Ankara’da kalıp yollarını ayırmışlardı. Çünkü, herkesin ekmeğini kazanacağı işleri hala Ankara’daydı ve İstanbul’daki bilinmezliğe girmeye cesaret edememişlerdi. Ama sonunda Yeni Türkü grubu “doğru yerde doğru zamanda” olma kuralına uyarak bugünkü ünlerine kavuştu.

Aynı durumda, birçok yazar, çizer, gazeteci, televizyoncu, ressam, mimar, heykeltraş ta İstanbul’un yolunu tutarak, en azından birer sanatkar olarak şanslarını deneyecek bir ortam yaratmış oldular ve bazıları gerçekten de ünlü birer sanatçı haline geldiler.

BAŞKENT ANKARA BİLE YETMİYORSA!

Böylece, Türkiye açısından İstanbul’un anti-demokratik rolünü ortaya koymuş bulunduğumuzu sanırız. 85 milyonluk ve 81 şehirlik bir ülkede, Ankara ve İzmir’in bile sanat ve kültür konusunda hemen hiçbir hükmünün ve etkisinin olmaması, bizleri derinden düşündürmelidir. Burada, ABD’deki nispi demografik-demokrasiyi belirtmemiz gerek. New Yok City, Los Angeles ve Şikago’nun yanında Memphis oldukça önemsiz ve adı bile pek bilinmeyen bir Güney şehridir. Ama, dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü şarkıcısı Elvis Presley Memphis’te doğmuş, büyümüş, müzisyen olmuş ve orada ölmüştür.  Şimdilerde ise yaşadığı ev ve stüdyo, ABD’nin en çok ziyaret edilen müzelerindendir. Yani Memphis gibi ufak bir şehir bile, ünlü bir sanatçıya ev sahipliği yapabilmiştir. 

Mesela, Seattle ABD’nin en kuzey doğusunda Memphis’ten büyükçe ve daha önemli bir şehirdir. Orası da, bu nispi demografik-demokrasi sayesinde, Nirvana, Pearl Jam, Soundgarden, Jimi Hendrix, Quincy Jones, Ray Charles, Kenny G, ve yüzlerce diğer meşhur sanatçıyı........

© Aydınlık