menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Refah İmajı, Zengin Görünmeye Çalışmanın Bedeli ve Sağlığın Sessiz Çöküşü

28 0
11.08.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Refah İmajı, Zengin Görünmeye Çalışmanın Bedeli ve Sağlığın Sessiz Çöküşü

Eskiden komşular birbirine “Kolesterolün kaç?” diye sormazdı. Çünkü sofrada margarin yerine tereyağı, gazlı içecek yerine ayran, hazır kek yerine ev keki vardı. Şimdi ise market arabaları ağzına kadar dolu; ama içindekilerin ne kadarı gıda, ne kadarı gıda kılığına girmiş endüstriyel ürün, işte asıl soru bu.

Çağımızın en ilginç hastalığı belki de “refah imajı”dır.

İnsanlar kredi kartıyla son model telefon alıyor, lüks otomobilin direksiyonunda fotoğraf paylaşıyor, markalı ayakkabıyla dolaşıyor. Sonra ay sonu geliyor. Taksitler, krediler, faturalar…

Bütçe daralınca ilk kesinti nereden yapılıyor?

Kasabın yolu unutuluyor. Balık tezgâhına uzaktan bakılıyor. Zeytinyağı hesaplanarak kullanılıyor. Çiğ kuruyemiş gramla alınır hâle geliyor.

Ucuz olduğu için tercih edilen, aylarca hatta yıllarca bozulmayan paketli ürünler…

İçindekileri okumaya kalksanız küçük puntolar büyüteç ister. Ama çoğunun ortak bir özelliği vardır: Rafine un, ilave şeker, yüksek tuz ve çoğu zaman maliyeti düşürmek için kullanılan düşük kaliteli yağlar… Bunların başında da palm yağı gelir.

Palm yağı tek başına “zehirdir” demek doğru olmaz. Ancak çok sayıda ultra işlenmiş üründe yoğun şekilde kullanılması, yüksek enerji içeriği ve bu ürünlerin lif, vitamin ve mineral bakımından yetersiz olması sağlıklı beslenmenin yerini aldığında ciddi bir soruna dönüşür. Sorun, palm yağının kendisinden çok; onun eşlik ettiği yüksek şekerli ve aşırı işlenmiş beslenme düzenidir.

Sonra yıllar geçiyor.

Bel çevresi genişliyor.

Karaciğer yağlanıyor.

Kan şekeri yükseliyor.

Tansiyon ilaçları başlıyor.

Kolesterol ilaçları ekleniyor.

Ama bu kez de insanlar şaşırıyor:

“Doktor Bey, ilacımı kullanıyorum ama kolesterolüm neden hâlâ istediğimiz kadar düzelmiyor?”

Çünkü ilaç, yanlış yaşam tarzının yerine geçemez.

Kolesterol sadece bir laboratuvar sonucu değildir. O; tabağınızın, yürüyüşünüzün, uykunuzun, stresinizin ve yıllardır yaptığınız tercihlerin aynasıdır. Sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve insülin direnci devam ediyorsa, tek başına ilaç her zaman beklenen başarıyı sağlayamayabilir.

Ne acıdır ki gösteriş için alınan birçok eşya birkaç yıl sonra eskiyor.

Ama yanlış beslenmenin damarlarda bıraktığı iz, modası geçmeyen tek “marka” oluyor.

Gerçek refah; pahalı bir otomobile binmek değil, üçüncü kata nefes nefese kalmadan çıkabilmektir.

Gerçek zenginlik; en yeni telefonu taşımak değil, ilaç kutusunu cebinizde taşımadan yaşayabilmektir.

Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı geldi:

Biz gerçekten zenginleşiyor muyuz?

Yoksa sadece zengin görünmeye çalışırken, sağlığımızı taksitle mi tüketiyoruz?

Ankebût 48. Âyet Hz. Muhammed’in Okuma Yazma Bilmediğini mi Anlatıyor?

Hem Tesettürün Önemini Anlamıyoruz Hem Karşı Çıkıyoruz

Yorum Yap Cevabı İptal........

© Akademik Akıl