We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Eyvah Türk oluyorlar!

4 0 0
23.07.2021

Ortaçağ Hristiyan Avrupalı yöneticilerinin birçok çeşit Türk korkusu vardı ancak belki de en çok korktukları ve kabulde zorluk yaşadıkları, tebaalarının Türk olmasıydı. Onlara göre, Türk, Hristiyan halkın sadece bedenini değil İsa'dan ve kiliseden uzaklaştırarak ruhunu da tehlikeye atmaktaydı. Üstelik bunu bir cazibe merkezi olarak yapmaktaydı. Martin Luther'de 'Türk' bir saplantı haline gelmişti. Yazılarının toplandığı 127 volümden oluşan Weimar Edition'unda Türkler hakkında 5 binden fazla referansta bulunduğu göz önüne alındığında Luther'in Türk saplantısının boyutu daha iyi anlaşılabilir.

"Gemilere 16 yaşından küçük çocukları almayın. Çünkü onlar Türk olmanın cazibesine karşı nasıl davranacaklarını bilemezler."

Yukarıdaki ifadeler Venedik`in Osmanlı elçisi Domenico Trevisano`a ait. Cümle içerisinde geçen "Türk olmak" ve "cazibe" kelimeleri birçoğumuzun dikkatini çekmiştir. Trevisano, birbiri ile sıkı anlam birlikteliği taşıyan bu ifadeler ile aslında Ortaçağ ve Erken Dönem Modern Avrupa'daki güç sahiplerinin (dini ve siyasi otoriteler) taşıdığı en büyük endişeyi yansıtmaktaydı.

Muhakkak ki dönemin Hristiyan Avrupalı yöneticilerinin birçok çeşit Türk korkusu vardı ancak belki de en çok korktukları ve kabulde zorluk yaşadıkları tebaalarının Türk olmasıydı. Fiziki işgal bir şekilde önlenebilir hatta defedilebilirdi lakin ruhları, kalbi hatta akılları hedef alan işgal ile nasıl mücadele edeceklerdi? Onlara göre, Türk, Hristiyan halkın sadece bedenini değil (ölüm veya köleleştirme) İsa'dan ve kiliseden uzaklaştırarak ruhlarını da tehlikeye atmaktaydı. Üstelik bunu bir cazibe merkezi olarak yapmaktaydı.

Türklük sevdası

Trevisano`nun ifade ettiği "Türk olmak" 15. ve 16. yüzyıl Hristiyan düşünürlerin sıkça dert yandığı/endişe duyduğu "Müslüman olmaktı" ve dindaşları, İsa'nın dinini Türklerin cazibesine kapılarak gönüllü olarak terk etmekteydiler. İşte bu korku, dönemin Batılı Hristiyan düşünürlerinin uykularını kaçırmış ve Türkler ve dinleri üzerine yüzlerce eser yazarak hem onları (Türkleri) hem de dinlerini kötüleyerek dindaşlarını "Türk olma" tehdidinden (bazılarına göre sevda) uzak tutmaya çalışmışlardır.

Uykusu kaçanlardan birisi de Katolik kilisesine meşhur başkaldırısı ile Hristiyan dünyasını kaosa atan ve yüzyıllar süren din savaşlarının fitilini ateşleyen Martin Luther`den başkası değildi. 10 Kasım 1480 yılında Saksonya`ya bağlı bir maden kasabası olan Esisleben`de doğan Luther`de 'Türk' bir saplantı haline gelmişti. Yazılarının toplandığı 127 volümden oluşan Weimar Edition`unda Türkler hakkında 5 binden fazla referansta bulunduğu göz önüne alındığında Luther`in Türk saplantısının boyutu daha iyi anlaşılabilir. Luther`in Türk algısını birkaç konu başlığı altında değerlendirebilmek mümkündür. Biz ise bu yazımızda onun en büyük korkusunu: "Türk olmayı" kısaca analiz etmeye çalışacağız.

Luther`in endişeleri sadece bir vehimden mi ibaretti? Tabii ki hayır! Yaşadığı dönemdeki birçok Batı Avrupalı Hristiyan, hatta toplumun seçkin tabakasına mensup olanlar dahi Türk idaresi altında yaşamak istiyordu. Örnekler çok olmalı ki Luther şu ifadeleri kullanacaktı:"İşitiyorum ki Almanya'da bazıları kendi imparatorları, prensleri yerine Türklerin idaresi altında yaşamayı........

© Açık Görüş


Get it on Google Play