menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kuril Adaları: Dondurulmuş çatışma alanında çözülme mi?

21 0
27.08.2026

Kuril meselesi bugün yalnızca Rusya-Japonya arasında geçmişten kalan bir sınır sorunu değildir; Rusya'nın NATO'nun Pasifik'te artan görünürlüğüne, Japonya'nın Batı güvenlik sistemiyle daha fazla bütünleşmesine ve Ukrayna savaşıyla derinleşen küresel bloklaşmaya verdiği jeopolitik cevabın parçalarından biridir.

Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan/ Kırıkkale Üniversitesi

Bugün küresel sistem büyük bir sınavın içinde kırılmanın eşiğinde. Gazze ve Lübnan'da ateşkes denmesine karşın devam eden İsrail'in saldırıları, İran-ABD-İsrail savaşı ve devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı derken, küresel sistemde savaşların ve çatışmaların giderek daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını görüyoruz. Dahası, sistemde artan bu kırılganlık yalnızca yeni çatışma alanları yaratmıyor; uzun yıllardır "dondurulmuş" olarak nitelendirilen ihtilafların üzerindeki buzları da çözmeye başlıyor. Bugün Kuril Adaları ekseninde yeniden gündeme gelen Rusya-Japonya gerilimini de tam olarak bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.

Güvenlik, güç ve nüfuz arayışlarının yansıması

Kuril Adaları sorunu ilk bakışta Rusya ile Japonya arasında II. Dünya Savaşı'ndan miras kalan ve dört adanın egemenliği üzerinden şekillenen klasik bir sınır uyuşmazlığı olarak değerlendirilebilir. Ancak bugün gelinen noktada mesele, dört adanın kime ait olduğundan çok daha geniş bir jeopolitik anlam taşımaktadır. Çünkü sorunun tarihsel temelleri yalnızca II. Dünya Savaşı'na değil, 19. Yüzyıldan itibaren Pasifik coğrafyasında şekillenen büyük güç mücadelesine kadar uzanmaktadır. Bu nedenle Kuril Adaları sorununu yalnızca tarihsel hak iddiaları üzerinden değil, değişen uluslararası sistem içinde devletlerin güvenlik, güç ve nüfuz arayışlarının bir yansıması olarak okumak daha açıklayıcıdır.

Kuril meselesi esasen 19. Yüzyılda Rus ve Japon imparatorluklarının Uzak Doğu'da genişleme ve nüfuz alanı oluşturma arayışlarının bir sonucudur. 19. Yüzyıldan itibaren iki devletin yayılma alanlarının kesiştiği stratejik bir bölge olmuştur. İki devlet arasındaki sınırın ilk kez hukuki bir çerçeveye oturtulması 1855 Shimoda Anlaşması ile gerçekleşmiştir. Japonya'nın, özellikle Meiji Restorasyonu ile küresel sisteme dâhil olma girişimi, Asya-Pasifik coğrafyasındaki güç dengesini değiştirmiş ve Japonya'nın bölgede yeni bir emperyal aktör olarak ortaya çıkması reelpolitikanın zeminini oluşturmuştur. Bu kapsamda Çin ve Rus imparatorluklarıyla gerçekleştirilen iki savaş ve akabinde elde edilen galibiyetler, Japonya'nın bölgedeki yükselişini perçinlemiştir. Özellikle Rusya karşısında kazanılan 1904-1905 Rus-Japon Savaşı, yalnızca askerî bir zafer değil, Asya-Pasifik'teki güç hiyerarşisinin değişmeye başladığının da göstergesi olmuştur. Nitekim 1905 Portsmouth Barışı sonrasında Japonya'nın bölgesel hareket alanı genişlemiş ve Tokyo, Asya'daki emperyal yayılımını daha rahat sürdürebilecek bir konuma ulaşmıştır.

Kuril Adaları açısından esas kırılma II. Dünya Savaşı ekseninde yaşanmış, hatta sorunun........

© Açık Görüş