menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Atatürk biyografilerinin ihmal ettiği Atatürk

73 0
07.06.2026

Atatürk biyografilerinin ihmal ettiği Atatürk

Gazeteciliğe Cumhuriyet gazetesinde başladım.

Gazetenin yağmalana yağmalana tüketilemeyen muhteşem bir fotoğraf arşivi vardı. Ben ilk Cumhuriyet’te çalışmaya başladığımda arşiv, ünlü ressam Elif Naci’ye emanetti, sonra onun ardından yerine yardımcısı rahmetli Edip Sakarya geldi.

10 Kasım günleri, Cumhuriyet gazetesi için özel günlerdi. Gazetenin birinci sayfasına silme bir Atatürk fotoğrafı konurdu ve bu fotoğrafı seçmek öyle sandığınız kadar kolay bir iş değildi.

Maalesef zamansız kaybettiğimiz dönemin Yazıişleri Müdürü Okay Gönensin, bir seferinde 10 Kasım fotoğrafı olarak, bugün artık herkesin çok iyi bildiği ama o zaman gizli olmasa da pek yayınlanmayan bir Atatürk fotoğrafını seçti: Atatürk bir salıncakta sallanıyordu ve çocuklar gibi gülüyordu, mutluydu.

Yer yerinden oynadı. Gazete bütün gün telefon yağmuruna tutuldu, okurlar bu Atatürk resmini onun hatırasına bir saygısızlık olarak görüyordu.

Bir örnek daha vereyim…

Bugün maalesef Almanya’da sürgünde yaşamak zorunda olan Can Dündar, 2008 yılında ‘Mustafa’ adlı belgeselini sinemalarda gösterime soktuğunda ortalık birbirine girmişti.

Mustafa, Atatürk’ün hayatı hakkında bir belgeseldi. Belgeselde Atatürk gülümserken ve dans ederken gösteriliyor diyeydi bütün tepki.

Atatürk’ün insan olduğunu, her insan gibi duyguları, sevinçleri, üzüntüleri, zaafları, üstün yanları olduğunu nedense düşünmek istemiyoruz.

***

Çocuklara Atatürk’ü anlatacak bir biyografi yazmaya çalışıyorum ve içim dışım Atatürk olmuş durumda.

Bu kitap için yetişkinler için yazılmış bütün Atatürk biyografilerini yeniden okudum. Bu biyografilerin neredeyse tamamının özenle kaçındığı bir şey, bize insan Atatürk’ü anlatmak.

***

Şunu düşünün: Harbiye’den mezun olan Atatürk, subaylık stajı için sürgün yeri sayılabilecek Suriye’ye gönderiliyor. Burada durmak istemiyor, o zamanlar imparatorluğun ekonomik ve entellektüel merkezi olan Selanik’e, Rumeli’ye gelmek istiyor. Nitekim staj bitince ilk tayini de oraya çıkıyor.

Birkaç yıl sonra da ikinci tayin olarak İstanbul’a, genelkurmay karargahına atanıyor. Yıl 1911.

Mustafa Kemal İstanbul’a geldiğinde İtalya Osmanlı toprağı kabul edilen Libya’ya saldırmış durumda. Dönemin Savunma Bakanı Mahmut Şevket Paşa “Biz burayı savunamayız” demiş; çünkü Libya ile kara bağlantısı yok Osmanlı’nın, denizden savaşacak asker taşımak ise imkansıza yakın riskli bir........

© 10 Haber