menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devrinin Adamı ve Kürk Mantolu Madonna: Şehrin nabzını yükseltmek için geliyor

16 0
24.10.2026

İstesek de istemesek de bu memlekette gündemin o hengâmeli çarkından kopuk yaşayamıyoruz. Madem kaçış yok, o hâlde bu hafta sizleri bu karmaşadan tümden koparmadan, zihninize bir nebze nefes aldıracak bir parantez açalım istedim.

Ekonomide fon krizlerinin, güç odaklarının ve rüzgâra göre yön değiştirenlerin konuşulduğu güzide ülkemde Devrinin Adamı, tam da zamanında vizyona giren bir yapım. Diğer yanda ise bir kelamdan, attıkları bir tweetten ya da yapmadıkları bir haberden ötürü gazetecilerin tutuklandığı şu günlerde; kalemiyle bu topraklara iz bırakmış büyük bir edibin, karanlık bir suikasta kurban giden Sabahattin Ali’nin ölümsüz eseri Kürk Mantolu Madonna var...

İşte bu hafta; siyasetin gürültüsünden, ekonominin darlığından ve zihnimizi yoran o gündelik kasvetten sıyrılıp nefes alacağımız bir kültür-sanat haritası çıkardım.

Bakalım, bu hafta şehrin nabzı nerede atacak…

Haftanın Konseri: Kirill Richter- Towards the Beloved City

Kendi sesini ve anlatısını neoklasik dünyanın merkezine yerleştiren Rus piyanist ve besteci Kirill Richter, bu hafta Towards the Beloved City konseriyle bizi ezberlenmiş güzergâhların dışına, başka bir hikâyeye davet ediyor.

Richter’in piyanosu gösterişli tiradlar ya da yüksek sesli iddialar ile konuşmaz. Dinginlik ile içe işleyen melankoli arasında mekik dokuyan, dinleyeni kendi iç dünyasında sesiz yolculuğa çıkaran bir dili vardır. Piyanoyu sadece bir enstrüman gibi değil, neredeyse bir canlı bir anlatı gibi kullanır. Zaten her sanat eserinin izahını sanatçının kendisinden beklemek, dinleyicinin hayal gücüne de hürmetsizlik sayılmaz mı? Biraz kulak kesilmek, zihni kendi hâlinde bırakmak çoğu zaman yeterlidir.

Towards the Beloved City başlığı bile tek başına insanı düşünmeye sevk ediyor. Sevilen şehre doğru… Peki, insanın "sevgili şehri" tam olarak neresidir? Çocukluğun o tozlu sokakları mı, bir daha dönülemeyeceğini bile bile sızlayan bir mazi mi, yoksa henüz ayak basılmamış ama ruhen yakın hissedilen hayalî bir yer mi? İşte bu yüzden, dinleyici Richter’in piyanosunda kendi kayıp şehrini arar.

Richter’i emsallerinden ayıran esas husus, klasik müziğin köklü geleneğiyle günümüzün hızlı dinleme alışkanlıkları arasında pürüzsüz bir köprü kurabilmesi. 2018 FIFA Dünya Kupası yayınlarında FOX Sports’un ana müzik teması olarak kullanılan Where Angels Fear to Tread ile milyonlara ulaşmış, Towards the Beloved City albümünü de Warner Classics etiketiyle yayımlamış bir isim olmasına rağmen, sade ve içten bir anlatımın peşinde. Ne geçmişin mirasını toptan reddediyor ne de bugünün dinleyicisine elitist bir mesafeyle yaklaşıyor.

Sözün hülasası; bu hafta tercihini afişlerde görmekten gına geldiğimiz o kadrolu isimlerden yana kullanmak istemeyenlere Kirill Richter’i hararetle tavsiye ediyorum. Biraz merak, bir parça keşif arzusu ve müziğin kendi lisanına teslim olmaya hazır bir zihin kâfi. Şehrin keşmekeşinden bir akşamlığına sıyrılıp başka bir dünyanın kapısını aralamak isteyenler için buluşma, 24 Ekim Cumartesi günü Beyoğlu Grand Pera Emek Sahnesi’nde.

Haftanın Tiyatrosu: Kürk Mantolu Madonna

“Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin. Bunu sonuna kadar götüremediysen, kabahat senin değil... Bana hakikaten yaşamak imkânını verdiğin birkaç ay için sana teşekkür ederim. Böyle birkaç ay, birkaç ömür kıymetinde değil midir?..”

İnsanları tanımak konusunda pek iddialıyızdır. İki çift laf eder, birkaç davranışını gözlemler, sonra da hükmümüzü veririz. Sessizse pısırıktır, kendi hâlindeyse siliktir, hayatın kıyısında duruyorsa anlatacak pek bir........

© Yeniçağ