menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hasta iyileşme sürecinde ama doktor "artık koşabilirsin" diyor

11 0
25.01.2026

Ekonomide iyileşme artık resmi raporların satır aralarından çıkıp manşetlere taşınıyor. Dezenflasyon patikası, sürdürülebilir büyüme, güven artışı… Doktorlar kalabalık; biri Merkez Bankası, diğeri Hazine, öteki piyasa yorumcusu. Hepsinin elinde aynı film: grafikler aşağı eğimli, rakamlar “iyi huylu”. TÜİK, 5 Ocak 2026’da Aralık 2025 enflasyonunu açıklıyor: Yıllık 0,89. Aylık artış %0,89. Politika faizi kademeli indiriliyor, yabancı sermaye kapıyı çalıyor, yıl sonu beklentileri –23 bandına demir atmış. Doktor gülümsüyor: “Artık koşabilirsin.”

Ama hasta hala yatakta doğrulurken başı dönüyor.

Ekonomi hastamız, uzun bir ateşli dönemden sonra ilk kez ayağını yere basmaya çalışıyor. Fakat daha ilk adımda dizleri titriyor. Çünkü ateş düşmüş olabilir ama ağrı dinmemiş. Hele bir yer var ki, hala zonkluyor: mutfak. Ekonomi yataktan kalkıyor ama mutfak yanıyor. Dezenflasyon rüzgarı esiyor denirken, sebze tezgahı soba gibi alev alev. Ocak’ta domates, biber, patlıcan fiyatları bir anda sıçrıyor; hasta elini ocağa uzatıyor, avuç içi kavruluyor. “İyileştin” demek için erken değil mi?

Resmi rakamlarla vatandaşın hissi arasındaki uçurum artık bir makas değil, bildiğiniz uçurum. TÜİK 0,89 diyor, ENAG V,14. Doktor termometreye bakıp “37 derece” diyor, hasta ter içinde titriyor. Termometre kırık mı, yoksa hastanın algısı mı bozuk? Asıl soru bu. Çünkü hasta aynaya bakıyor, göz altları çökmüş, raporda ise “hafif ateş”.

Bu farkın ilk sebebi, tüketim sepetinin gerçek hayattan kopukluğu. TÜİK’in sepetinde gıdanın ağırlığı %–30. Ortalama bir hane için makul olabilir. Ama asgari ücretli ya da emekli için mutfak, hayatın ta kendisi. Gelirin yarısından fazlası gıda, kira, fatura ve ulaşıma........

© Yeniçağ