Atatürk'ün inancına inanan Türk milleti ile Cumhuriyet’e giden yol
Bu yol, sıcak çaydan değil, donmuş topraktan; rahat evden değil, yırtık botun içinden geçti.
Düşman işgalinin ne demek olduğunu bilen Hayriye Teyze’nin, Balıkesir Alaçamescit’te ilk kurşunu atan Mehmet Çavuş’un, İzmir’de ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsin’in, Kahramanmaraş’ta Sütçü İmam’ın, Antep’te Şahin Bey’in, Kuzuculu’da Kara Hasan’ın, Doğu’da Kazım Karabekir’in, Güney’de Ali Saip Bey’in, Batı’da İsmet İnönü’nün ve Hafız Selman İzbeli, Şerife Bacı, Zeynep Mido Çavuş , Kara Fatma, Nene Hatun ve niceleri gibi kahraman kadınlarımızın mücadelesinin sonucudur Ekim.
İnsanın nefesini kesen buz gibi ayazda Ethem Çavuş’un ayağındaki yırtık bot, paçavralarla sarılmış, üşüyen bedenine inat alev alev yanan yüreğiydi. Aç, uykusuz, aralıksız top atışlarının arasında son mermi sandığını açtığında kalan sadece üç mermiydi. Son mermisinin dibine düşen sivri uçlu çubuğu eline aldığında, topun üzerindeki silik yazıyı okudu: “Karahisarlı Seyfi Çavuş. 4. Alay 2. Tabur 8. Batarya 26 Rebiyülahir 1339 İnönü.” O yazının, 1. İnönü Savaşı’nın en şiddetli günlerinden kazındığını anladı. Boş kovanı dizlerinin arasına alıp kendi adını da kazıdı: “Aksekili Ethem Çavuş 8. Alay 3. Tabur 1. Batarya 20 Recep İnönü.” Kovanı bezle sarıp sandığa koydu ve kağnının yolunu tuttu.
Kamil Usta atölyede o kovanı görünce “Müjde, senin bebe cepheden gelmiş!” diye bağırdı. Yazıyı yüksek sesle okudu, barutu doldurdu, mermiyi yeniden kundaklar gibi sarıp cepheye yolladı. 1922’de kovan tekrar döndüğünde üzerine sekiz yazı daha eklenmişti. Her gelişi........
