menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çıkar çatışmalarının Türkiye’ye yansımaları

40 5
26.12.2025

ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi

ABD’nin açıklanan yeni Ulusal Güvenli Strateji Belgesi’nin, öncekilerden oldukça farklı, esas itibariyle Trump’ın düşüncelerini yansıtan, ancak beraberinde bazı belirsizlikleri de içeren bir çerçeve çizdiği, Trump dönemi sona erdiğinde kapsam ve içerik itibariyle Dışişleri, Pentagon ve CIA’in de etkisiyle dikkate alınmayacağı düşünülmektedir.

Ayrıca bu belgenin halen yürürlükte olan NATO Stratejik Belgesiyle de uyum sağlamadığı, Temmuz 2026’da NATO liderlerinin de katılacağı zirvede yenilenecek olan ve öncekiyle de oldukça paralellik göstereceği kıymetlendirilen yeni belgeyle de uyum sağlayamayacağı beklenmektedir.

ABD’nin bu belgede, Avrupa’nın güvenliğini dikkate almadığı, Rusya’yı asıl tehdit olarak görmediği, Çin’i tehdit, hatta stratejik rakip olarak da nitelendirmeyip kışkırtmamaya çalıştığı, ancak yine de Asya-Pasifik bölgesini dikkate alarak kontrolu elden bırakmamayı da gözettiği anlaşılmaktadır.

Ayrıca, “Batı Yarım Küre” olarak tarif edilen Kuzey ve Güney Amerika Kıtası ve civarındaki tüm kaynakları kontrol etmeyi, ihtiyaç halinde Afrika Kıtası ve dünyanın diğer bölgelerindeki ham madde kaynaklarına da ulaşmayı dikkate aldığı görülmektedir.

Bakıldığında barışçıl bir belge olarak görünmesine rağmen, belgede ve doktrinde “Önce Amerika ve hep Amerika” ilkesinin esas alındığı ve “güç yoluyla barış” politikasının benimsendiği, Tayvan’ı Çin’den korumak için bile çatışmayı değil, askeri üstünlüğü sürdürmeyi tercih edeceği söylenebilir.

ABD’nin, Savaş istemediği algısını yaratmaya çalışmasına rağmen Savunma Bakanlığının adını “Savaş Bakanlığı” olarak değiştirmesine, çıkarlarını korumak ve yeni çıkarlar elde etmek için, hatta barışı tesis etmek için ülkeleri başta askeri olmak üzere, ekonomik ve politik güç unsurlarıyla tehdit etmesine (güç yoluyla barış), bu nedenlerle de savunma bütçesini arttırmasına dikkate edilmelidir. Trump’ın böylece hem kendi silahlanmasını arttırdığı hem de dışarıya önemli miktarda silah satarak silah sanayiini ve bu yolla elde edeceği geliri de hesaba kattığı anlaşılmaktadır.

Trump’ın gittikçe aşırıya kaçan, özellikle ekonomik çıkarlar elde etmek için doyumsuz ve dengesiz hareket ve davranışları ihtiyatla karşılanmalıdır. Dün ağır bir şekilde tenkit ettiği ülke/lider/ olayı, bugün yere göğe sığdıramayacak ölçüde methetmesi artık olağan hale gelmiştir. Bir ülke veya lidere fazla itibar göstermesinin ardında ne olabileceği düşünülmelidir.

Sonuçta bu belge, ABD’nin uzun vadeli bir belgesi olarak değil, dönemsel olan ve sadece bir Trump belgesi olarak algılanmalıdır. Ancak işlevini sürdürdüğü ve ona göre tedbir alınması gerektiğinin de bilincinde olunmalıdır.

Belgenin Avrupa ve Türkiye’ye etkileri

Trump’ın, NATO ittifakına fazla önem vermediği, dünyayı ABD’nin gücünü kullanarak, münferit, kısmen bölgesel ittifaklarla ve bireysel temaslarla tek kutupluymuş gibi yönetebileceğini hesapladığı bilinmektedir. Avrupa’nın da fazla harcama yapmadan, harcamalarının çoğunu ABD’nin yaptığı NATO şemsiyesi altında güvenliğini sağladığı düşüncesinde olduğu da bir gerçektir.

Bu nedenle Trump, Avrupa’ya kendi güvenliği için biran evvel her........

© Yeniçağ