menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Yüzyıl değişiyor, barış karşıtlığının grameri değişmiyor’

14 0
10.08.2026

İnsanlık tarihinin en trajik ve amansız çelişkilerinden biri, daha adil, daha özgür ve eşit bir dünyaya doğru atılan her cesur adımın, karşısında her zaman aynı mekanik, soğuk ve aşılmaz savunma duvarını bulmuş olması. Bu ilginç durumun peşine düşen Albert O. Hirschman, 1980’lerin muhafazakâr ve neoliberal rüzgârlarının dünyayı kasıp kavurduğu o puslu dönemde, liberaller ile muhafazakârlar, ilericiler ile gericiler arasındaki o derin ve aşılmaz uçuruma, sistematik iletişim eksikliğine odaklanarak sarsıcı bir entelektüel serüvene girişir. Bu arayışın meyvesi “Gericiliğin Retoriği” (İletişim yayn.) adıyla ölümsüzleşir. Eser, sosyolog T. H. Marshall’ın Batı dünyasında yurttaşlığın gelişimini sivil, siyasal ve toplumsal haklar olmak üzere üç asra yayan o iyimser ve doğrusal taslağından yola çıkar. Marshall’a göre insanlık, 18. yüzyılda sivil özgürlükleri, 19. yüzyılda genel oy hakkı ile siyasal katılımı ve nihayet 20. yüzyılda Refah Devleti ile sosyo-ekonomik güvenlik haklarını birbiri ardına kazanmıştır. Ancak Hirschman’ın asıl farkı, bu pembe ilerleme masalının ardındaki karanlık diyalektiği görmesinde yatıyor denilebilir. Gördüğü şey “İleriye doğru atılan her muhteşem hamlenin hemen ardından, o kazanımları boğmaya çalışan olağanüstü güçlü karşı ideolojik dalgalar yükselmesi” şeklinde formülize edilebilir. Uygarlığın her ilerlemesinin, içinde gerçekleştiği toplumu neredeyse harap eden sancılı bir etki-tepki tahterevallisine dönüşmesi bu yüzdendir. Gerici zihniyet, düşman olarak gördüğü ilerici dalgayı doğrudan yok etmek yerine, insan zihnini felç eden ve kitleleri statükonun amansız bekçileri haline getiren üç temel teze sığınarak taarruza geçer.

Bunlar: “Aksi Tesir Tezi, Boşunalık Tezi ve Tehlikeye Atma Tezi”dir.

Aksi Tesir Tezi, yani “Bu adım, amaçladığının tam tersini üretecek” demek; toplumsal düzeni iyileştirmek amacıyla yapılan her bilinçli ve iyi niyetli eylemin, tam tersine, çare aranan durumu daha da şiddetlendireceğini ve felakete sürükleyeceğini iddia eden amansız bir bumerang kehanetidir. İyilik peşinde koşan devrimci niyetlerin kaçınılmaz olarak tiranlık ve terör doğuracağını vaaz eden bu yaklaşım, insanlığı kendi kuruntularının esiri olan aciz varlıklar olarak resmeder.

Tepkiselliğin daha rafine, kibirli ve küçümseyici silahı olan Boşunalık Tezi, yani “Bu adım zaten hiçbir şeyi değiştirmeyecek” demek, her türlü değiştirme girişiminin beyhude olduğunu, toplumun derin yapıları........

© Yeni Yaşam