Bir şehrin ruhu
Ayvansaray’da Akar çeşmenin önünden Mahkeme Külhanı Sokağı’na dalıyorum.
Derken daracık sokakta bir hamam tabelası yolumu kesiyor. Haydaa... Hançerli Hamamı...
Hemen ünlü “Hançerli hikâye-i garîbesi”ni hatırlıyorum. IV. Murad zamanında geçen, gerçekçi üslubu ile hayretler uyandıran bu halk hikâyesini. Bu hamamla bir ilgisi var mıdır acaba?
Kapısının üzerinde hoş bir kitabe. İnce talik yazı ile. Beyaz üzerine yeşil:
Taharetle erer Hakk’a erenler
Şifa bulur bu hamama girenler (Sene 1262/1846)
Gel de girme şimdi... Beni nur yüzlü, hoş sohbet bir Tokatlı karşılıyor. Hamamın müşterisi yok gibi. Tokat’ın Reşadiye’sinden olmalı bunlar. Yani Ramazan olmasa şurada oturup bir çay içerek sohbeti koyulaştıracağız ya... Zaman uygun değil... İçeriyi geziyorum. Ayvansaray’ın kiri, pası, yıkıntısı yanında bu hamam bir cennet. Ahşap camekânı........
