menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Coğrafyamızda kaç tane Hürmüz var, bir düşünün. Bu denizler bizim. Bu boğazlar bizim. Türkiye’nin jeopolitik aklı her ülke için tek çıkar yol. Ateşkes kısa sürecek. Son hazırlık yapılmalı.

210 0
21.04.2026

İsrail ve ABD’nin İran’a saldırısı,

coğrafyanın tamamını, eksiksiz, savaşın yıkıcı yüzü ile karşı karşıya bıraktı. Türkiye

ve Mısır gibi bölge ülkeleri yara almasa da

savaş durumuna

geçti.

Küresel ekonomik düzen sarsıldı.

Asya, Avrupa, ABD arasında askeri ve ekonomik güç savaşları

neredeyse

kontrol edilemez alanlara

sürüklendi.

Şimdilik,

zoraki bir ateşkes

sağlandı. İsrail, neredeyse

sekiz ülkeye saldırı

yaptı. ABD, dünyanın en önemli su geçişi olan

Hürmüz’ü denetim altına aldı. Süveyş Kanalı

ve

Babülmendep Boğazı

gibi,

coğrafyanın ve dünyanın en kritik deniz geçişleri

için

Hürmüz benzeri bir müdahale

nin kapıları açıldı. Şu an bütün bu bölgelerde

inanılmaz bir askeri hazırlık, hareketlilik

yaşanıyor.


ATEKES UZUN SÜRMEYECEK YENİ CEPHELER AÇILACAK...

Bu savaşı

İsrail-İran hesaplaşması ile sınırlayanlar

yanlış yapıyor. Durumu tam anlamış değiller. Bu savaş,

İsrail ve İran gibi iki hırslı, öfkeli düşman üzerinden yürütülse de ABD ve Avrupa ile Rusya ve Çin gibi bloklar arası bir güç mücadelesidir.

Öyleyse ateşkes

uzun soluklu olmaya

cak, başka alanlara da yayılacak demektir.

Avrupa-ABD arasındaki kırılma, Avrupa’nın “İsrail yükü”nü artık taşımak istememesi, ABD’nin İsrail ile

tek başına kalması, adeta

tecrit edilmesi

, dünya için umut verici.

İsrail gibi bir “

Terör Garnizonu

”nun ülkelerin ve milletlerin üzerinde bu kadar etkili olmasına

bir son verilmeli

. Umarız bu kırılma, böyle bir kapıyı açacaktır.


COĞRAFYAMIZ ÇOK ACİL OLARAK KENDİ GÜÇ ALANINI İNŞA ETMELİ.

Türkiye ve bütün bölge ülkeleri, ABD ile ittifakın gelecek güvencesi vermediğini gördü. Vermeyecek de. Dünyanın yeni güç yapılanması, coğrafyamızın kendi güç alanını inşa etmesini zorunlu kılıyor. Mısır’dan Türkiye’ye, Kızıldeniz’den Basra Körfezi’ne ve Pakistan’a kadar bir ortak savunma kalkanı inşasının artık ertelenemez olduğu ortaya çıktı.

Özellikle Körfez ülkeleri, ABD’ye verdikleri kredilerin kendilerini korumaktan çok, İsrail’in güvenliğini sağlamayı içerdiğini acı biçimde gördü.

Hepsinin değeri, İsrail’e ne kadar faydalı oldukları kadardı. Bu durum söz konusu devletlerin ve milletlerin geleceğinin imhası anlamına geliyor.


ARAP SİYASİ AKLI ÖLÜMCÜL KARARLAR ALMALI.

Arap siyasi aklının, bu imhayı önlemek için olağanüstü bir sıçrama, hareket yapması, ölümcül kararlar alması gerekiyor.

Hâlâ “tehdit İran” söylemi ile kendilerini sınırlarlarsa, İsrail onları ve bütün coğrafyayı daha büyük felaketlere sürükleyecek, yeni sürprizlerle yüz yüze bırakacaktır.

İsrail’in bu saldırganlığı varken, onların İran’la mücadele etmeleri bile imkânsız hale gelecek, bunu görmeleri gerekiyor.


DAHA BÜYÜK DALGA GELECEK ‘NÜKLEER SOYKIRIM’ SÖYLEMİ SADECE KÖTÜMSERLİK DEĞİL.

Şu anki ateşkes sadece bir ara ve ülkelere olağanüstü hazırlıklar yapmaları için bir fırsat sunuyor. Çünkü uzun sürmeyecek. Daha büyük bir dalga gelecek.

Daha yaygın ve yıkıcı bir saldırganlık denenecek. “Nükleer silah kullanma”, “nükleer soykırım uygulama” söylemleri sadece kötümserlerin cümleleri değil.

ABD-İsrail, Avrupa, Çin, Rusya, Türkiye gibi güç alanlarındaki kapışma veya rekabet, dünyanın fay hatlarında, yeryüzünün kırılma noktalarında büyük hesaplaşmalar getirecek.

Körfez........

© Yeni Şafak