Nereden Nereye… Su kuyusundan ‘Akil Güç’e
Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları uzun yıllardan beri Afrika’da su kuyusu açıyor. Binlerce insan da geçmişlerinin ruhu için bu hayra ortak oluyor. Hatta birçok kuruluş ve insan, su kuyuları vesilesiyle kara kıtaya gidip sahada doğrudan gözlem yapma imkanı buldu. Bir bardak temiz su için güneşin alnında kilometrelerce yol yürüyen insanları yerinde görerek ve zamanla, meselenin sadece anlık yaraları sarmakla çözülemeyeceğini, daha köklü bir kalkınma modeline ihtiyaç duyulduğunu da idrak ettiler.
Yaşanan birkaç suistimal hadisesine rağmen, Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları süreç içinde kendilerini ciddi biçimde geliştirdi, bölgenin ihtiyaçlarına kalıcı çözümler üretmeye başladı. Gittiler, döndüler ama oraları hiç unutmadılar. Konuta, tarıma, sağlık tesislerine, yetimhanelere ve sistemli okullaşmaya kafa yorarak daha büyük projelere imza attılar.
“Türk, suyu gördüğü yere otağını kurar”
hesabı, kuyuyu vurdukları coğrafyayı insani olarak terk etmedi milletimiz.
Tıpkı Cumhurbaşkanı
Erdoğan’ın 2011 yılında başbakanken, her gün binlerce çocuğun açlıktan ve susuzluktan can verdiği Somali’ye tarihi bir çıkarma yapmasından
sonraki süreçte olduğu gibi...
Yıllardır terör saldırıları ve korsanlık nedeniyle istikrarsızlık içinde kıvranan Somali’de; sahra hastanelerinin kurulması, hastalık yayan çöplerin imhası ve kilometrelerce su borusunun çekilmesiyle başlayan o süreç, bugün çok farklı bir boyuta evrildi. Türkiye, insani diplomasi ile ayak bastığı Somali’de bugün Hint Okyanusu kıyısında uzay limanı ve roket fırlatma üssü projelerini hayata geçiriyor. Silahlı kuvvetlerimiz Mogadişu’da en büyük denizaşırı askeri eğitim üssünü yönetirken, sondaj gemilerimiz de Somali kıyılarında doğalgaz ve petrol arama faaliyetleri yürütüyor.
Somali hem hikâyesi hem de kapsamı itibarıyla en güçlü örnek. Ancak Türkiye son tahlilde........
