menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

EOKA: Mitos ve Gerçek

8 0
05.04.2026

31 Mart 1955 tarihinde gece yarısından hemen sonra Kıbrıs 1 Nisan gününe uyanırken sabahın erken saatlerinde adanın çeşitli kentlerinde aynı anda tam 16 şiddetli patlama meydana geldi.  Kısa sürede bunun “1Nisan şakası” olmadığı anlaşıldı.

Patlamalar tarihsel bir dönüm noktasının habercisiydi. EOKA, 1959 yılının Mart ayına kadar sürdüreceği eylemlerini başlatmıştı.

Aynı gün yayınladığı bildirilerde “Tanrı’nın yardımı, mücadelemize olan inanç, Helenizm’in desteği ve Kıbrıslıların yardımıyla zafere ulaşılacağından” söz ediyordu. Büyük puntolarla yazılan “İNGİLİZ ZULMÜNÜ BERTARAF ETMEK İÇİN MÜCADELEYİ BAŞLATIYORUZ” cümlesinin yanında, “H TAN H EΠI TAΣ” sloganı yer alıyordu. (Eski Isparta’da savaşa giden gençlere anneleri veya eşleri kalkan uzatarak, “ya bununla gelirsin ya da bunun üstünde gelirsin” diyorlardı ve savaşta ölenleri kalkanın üstünde taşıyorlardı.)

Bildiride ayrıca, “Kıbrıslıların yüreğinin cesur olduğunu dünyaya gösterme zamanının geldiği” ve özgürlüğün “kendi ellerimizle ve kanımızla kazanılacağından” söz ediliyordu.

Bildirinin altında EOKA’nın lideri “Diğenis’in” imzası vardı. Albay Grivas kendisine nome de guere olarak “Diğenis Akritas” adını yakıştırmıştı. Arap-Bizans savaşlarında büyük kahramanlıklar gösteren bir Arap Emir’inin oğlu olan Diğenis Akritas, Bizans generallerinden birinin oğlu tarafından kaçırılmıştı ve kendisini kaçıran kişinin kız kardeşi ile, yani, Bizans generalinin kızı Evdokia ile evlenerek Hıristiyan olmuştu. Onuncu yüzyılda yapılan Bizans-Arap savaşlarında adı büyük “Bizans savaşçısına” çıkmıştı.

Grivas’ın komutasında savaşan ve yaşları 17 ile 25 arasında değişen genç Kıbrıslı Rumlar iki gruptan oluşuyordu: Sabotaj ekibi ve silahlı çatışmalara katılan gerilla grupları. Daha sonra Rum-Türk çatışması başlayınca, bunlara bir de özel “Anti-Türk” grubu eklendi.

80 kişiyle başlayan EOKA militanlarının toplam sayısı 300 kadardı. EOKA’ya karşı 20.000 İngiliz askeri ile çoğu Kıbrıslı Türk olan polisler mücadele ediyordu.

Buna rağmen İngilizler hiçbir zaman EOKA’ya karşı kesin bir sonuç alamadılar.

Bunun bir nedeni, Örgütün arkasında büyük kitle desteğinin olmasıydı. Bu desteği sağlayan da geniş mali imkânlarıyla ve hegemonik gücüyle Kıbrıs Kilisesi idi. Nitekim, ünlü İngiliz yazar Lawrence Durrel, Nikos Kranidiatis’e “EOKA kim” diye sorduğunda aldığı yanıt “hepimiz” olmuştu.

EOKA silahlı mücadelenin yanı sıra “Pasif Direnişe” de önem veriyordu. Bu amaçla Kıbrıs Mücadelesi Siyasi Komitesi PEKA’yı kurmuş, başına da Tassos Papadopoulos’u getirmişti. PEKA yayınladığı bildirilerle siyasi propaganda yapıyor ve halkı EOKA lideri Diğenis’in emirlerine itaat etmeye çağırıyordu. Örneğin bir bildiride kadınlara seslenerek, “Pasif Direnişe” katılmalarını ve İngiliz kumaşı yerine Kıbrıs kumaşlarıyla giyinmelerini talep ediyordu: “Helen Kıbrıs, görünüş olarak da Helen olmalıydı.”

PEKA, emirlere uymayan veya direnişi istismar eden dükkân sahiplerinin isimlerini bir bir açıklayarak onları kınayan bildiriler yayınlıyor, halkı bu dükkânları boykot etmeye davet ediyordu. Yerli malı tüketilmesi için “Rum’dan Rum’a” kampanyası yürütüyordu.

EOKA eyleme başladığı daha ilk aylarda “casusları” veya İngilizlerle işbirliği yapan Kıbrıslı Rumları ibret olsun diye katlediyordu. Nitekim, “hain” ve/ya “EOKA karşıtı” oldukları iddiasıyla pek çok Kıbrıslı Rum öldürülmüştü. PEKA’nın sorumlusu Tassos Papadopulos yıllar sonra “bazı insanların........

© Yeni Düzen