Barrack zihniyeti
Muharrem Karanfilci yazdı…
Türkiye, uzun süredir “stratejik ortaklık”, “müttefiklik” ve “küresel entegrasyon” gibi cilalı kavramlar eşliğinde, egemenliğini pazarlık konusu hâline getiren bir dile doğru sürüklenmektedir. Bu, klasik bir sömürgecilik değildir. Daha rafine, daha steril, daha diplomatik ama en az onun kadar yıpratıcı bir bağımlılık düzenidir.
Bu düzenin aktörleri vardır. Tekil kişilerden çok, bir dönemi, bir zihniyeti ve bir ilişki biçimini temsil ederler. Tom Barrack bu figürlerden biridir. Barrack tipi aktörler, modern çağın resmî olmayan ama etkili taşıyıcılarıdır. Ne seçilmişlerdir ne de anayasal bir sorumluluk taşırlar; fakat karar alma süreçlerine nüfuz edebilen, devletlerarası ilişkilerde perde arkasında dolaşan bir ağırlığa sahiptirler. Sorun tam da burada başlar.
Türkiye Cumhuriyeti gibi bağımsızlık mücadelesiyle kurulmuş bir devlet için asıl tehdit, tanktan ya da toptan önce zihinsel ve ekonomik bağımlılıktır. Mesele Barrack’ın şahsı değildir; mesele, onun temsil ettiği ilişki düzeninin Türkiye’ye ne söylediğidir.
Peki, bu düzen Barrack’a ne söyletmektedir?
Trump ve Barrack çizgisi, İsrail’in bölgesel hedefleriyle açık biçimde angaje olmuş bir siyasal ve ekonomik bakışı temsil etmektedir. Barrack, ulus-devletlerin varlığını, İsrail’in uzun vadeli çıkarlarıyla çelişen bir engel olarak gördüğünü çeşitli vesilelerle ifade etmiştir. Bu yaklaşım, doğrudan ya da dolaylı biçimde Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef almaktadır. Dahası, ulus-devlet modelinin yerine Osmanlı benzeri bir yönetim tahayyülünü........
