AHİLİKTEN FAHİŞ FİYAT SARMALINA
Ticaret Ahlakının Zirvesinden Küresel Çağın Bunalımına, Çöküşe ve Çözüme
Günümüz dünyası ve Türkiye, hizmet sektöründen gıdaya, barınmadan eğitime kadar her alanı kuşatan kronik bir fahiş fiyat sarmalı ile sarsılmaktadır.
Bu kriz sadece ekonomik göstergelerle açıklanabilecek matematiksel bir dalgalanma değil; temeli inanç, dürüstlük ve diğerkâmlık üzerine kurulu kadim bir medeniyetin uğradığı derin ahlaki aşınmanın resmidir.
Oysa İslam medeniyetinin özünde ticaret, bizzat Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) şahsında hayat bulan muazzam bir güven ve adalet manifestosudur. Peygamberlik öncesi dönemde dahi ticaret hayatındaki lekesiz dürüstlüğüyle toplumdan Muhammedü'l-Emîn (Güvenilir Muhammed) unvanını alan Allah Resulü, mülkün sahibinin Allah olduğu bilinciyle hareket etmiş ve “Müslümanların piyasasına fiyatları yükseltmek amacıyla müdahale eden kimseyi, kıyamet gününde büyük bir ateşe oturtmayı Allah kendi üzerine almıştır” buyurarak karaborsacılığı ve suni fiyat artışlarını sert bir dille yasaklamıştır. İlahi kelam da bu duruşu “Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru teraziyle tartın. Bu hem daha hayırlıdır hem de sonucu bakımından daha güzeldir” (İsrâ Suresi, 35. Ayet) buyruğuyla iman edenlerin üzerine bir sorumluluk olarak yüklemiştir. Asr-ı Saadet’teki bu nebevi ruh, yüzyıllar sonra Anadolu topraklarında Ahilik Geleneği ile kusursuz bir kurumsal kimliğe bürünmüştür. Ahilik esnafı, sabaha dükkanının kapısını açarken harama bakmamaya, yalan söylememeye and içen adanmış bir topluluktur.
Bu sistemde devlet ve esnaf temsilcilerinin ortak kararıyla uygulanan Narh Sistemi, fiyatların tavan sınırını belirleyerek tüketicinin sömürülmesini engeller, haksız rekabetin önüne geçerdi.
Kalitesiz mal üreten, müşteriyi aldatan veya haksız kazanç peşinde koşan esnafın ise pabucu dama atılır, dükkânı kapatılır ve toplumdan dışlanırdı.
"Ben siftah ettim, komşum henüz etmedi, lütfen geri kalan ihtiyacınızı ondan alın" diyebilecek kadar diğergam olan bu esnaf profili, ticaret hayatını bir zenginleşme aracı değil, topluma hizmet ve bir ibadet vesilesi olarak görmüştür.
Dünden bugüne kırılma noktası, açgözlülük enflasyonu ve her sektörü kuşatan bunalım. Geçmişin bu lekesiz ve imanlı ticaret ikliminden bugünün dünyasına ve Türkiye’sine gelindiğinde karşılaşılan manzara tam anlamıyla bir ahlak ve güvensizlik krizidir. Modern iktisat literatürüne Greedflation (Açgözlülük Enflasyonu) olarak geçen kavram, tam olarak bugünün yapısal krizini özetlemektedir:
Şirketlerin, üreticilerin ve aracıların maliyet artışlarını sadece bir bahane olarak kullanıp, kendi kâr marjlarını yapay ve fahiş şekilde patlatması.
Bu sarmal bugün tüm sektörleri esir almıştır. Kafe, restoran ve turizm gibi hizmet sektörlerinde bir akşam yemeğinin fiyatı, hammadde........
