Tesadüf mü nasip mi?
Hayat dediğimiz bu uzun yolculukta, bazen hiç beklemediğimiz bir anda karşımıza çıkan kapılar, kurduğumuz tesadüf cümleleri ve yolumuzun kesiştiği insanlar... İnsan durup düşünüyor; bütün bunlar birer tesadüf mü, yoksa kaderin ilmek ilmek işlediği bir nasip mi?
Modern dünya, her şeyi mantık çerçevesine oturtmaya, her olayı bir sebep-sonuç ilişkisiyle açıklamaya çalışıyor. Ancak kalbin derinliklerinde hissedilen o "tevekkül" duygusu, hiçbir matematiksel hesaba sığmıyor. Bir sabah evden çıkarken unuttuğunuz bir anahtar, belki de o an karşılaşacağınız bir trafik kazasından sizi alıkoydu. Peki, bu bir şans mı, yoksa daha büyük bir hikâyenin parçası mı?
Kelimelerle ifade etmesi zor bir bağdır bu. "Tesadüf" dediğimiz şey... Bir kitapçıda elinize aldığınız kitabın tam da ihtiyacınız olan sayfasını açmanız, uzun zamandır görmediğiniz bir dostunuzu tam da onu özlediğiniz gün sokakta görmeniz... Hepsi, evrendeki o büyük kudretin birer nişanı...
Nasip, insanın elinden geleni yaptıktan sonra, sonucu başka bir iradeye bırakmanın huzurudur. Tesadüf ise insanın kısıtlı görüş açısıyla olaylara verdiği isimdir.
Hayatımızdaki kırılma noktalarına........
