We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Marmara İlahiyat’ta Mezhepsizlik ve Masonluğu Reddetmeyen “Sapkın Din” Anlayışı

23 12 8
25.09.2021

c.ahmetakisik@gmail.com

Peygamber “sallâllahü aleyhi ve sellem” devrinde Müslümanlar, dinî bir müşkil/problemle karşılaştıklarında onu Resûlüllah’a arz ediyorlardı. Verilen cevap dalga dalga diğer Müslümanlara yayılıyordu. Bu durumda Müslümanların içtihad etmelerinden elbette söz edilemez. Ancak Peygamber aleyhisselâm’a ulaşma imkânı olmadığı zamanlarda -Muâz b. Cebel hazretlerinin görevlendirilmesinde olduğu gibi- sahâbe-i kiram, ictihad etme “onay”ı almıştır. Zaten bu onay, İslam’da içtihad’ın meşruiyetinin müşahhas bir delili de olmuştur.

Eshâb-ı kiram döneminde özellikle fiilî, kavlî ve takriri Sünnet çerçevesinde İslam; Tefsir, Akaid, Fıkıh, Ahlak konuları itibariyle yaşanıyor ve yayılıyordu. Eshâb-ı kiram, âyet ve hadislerle övülen, vahyedilen dini ve onunla ilgili bütün ilimleri kaynağından alan ve öğrenen mübarek bir nesildir. Bazı ictihadî ayrılıklara bakarak, onlara ta’n eden, söven, kin ve buğz besleyenler, aldanmış, hatta sırat-ı müstakîm’den ayrılmışlardır. Ümmete düşen hiç ayırım yapmadan hepsini sevmek ve onları baş tacı etmektir. Çünkü Kur’an’ı ve Hadis Külliyatı’nı gelecek nesillere ulaştıranlar, onlar olmuştur. Sahâbe-i Güzîn, bazı gazve ve toplantılara katılarak Hazret-i Peygamber’in yanında yer almaları, Allah yolunda mallarını harcamaları, Resûlüllah’ın vahye ve ilhama dayanan medhine nail olmaları gibi sebeplerle aralarında ilim ve fazilet bakımından farklılıkları “efdaliyetleri” olsa da hepsi sahâbe olma şeref ve derecesinde eşittirler.

Hadis usûlü ilmine göre bütün Eshâb-ı kiram, sikadır “güvenilir ve âdildir”. Hazret-i Peygamber’den duydukları ve gördükleri şekilde İslam’ı yaşamış ve nakletmişlerdir.

MEZHEP GERÇEĞİ

Sahâbe döneminden sonra Mukaddes Kur’ân’ı, daha geniş anlamda İslam’ı yanlış anlayan ve tatbik edenler görülmüştür. Bu durum karşısında Müctehid âlimler, verdikleri fetvalarla Sahâbe’den naklolunan İslam’ı sistemleştirerek -doğru şeklini- Müslümanlara açıklamışlardır. Böylece İslam’ın yanlış anlaşılması ve yayılmasının önüne geçilmiştir. Bu çalışmaları yaparken Müctehidler, “ben mezhep kuruyorum” dememişlerdir. Sonradan o dirayetli kişilerin ictihad ve fetvaları, talebelerinin fikir ve katkılarıyla mezhep hâline gelmiştir.

Hicrî 2. asırda başlamak üzere 3. ve 4. asırlar, “İctihadlar Dönemi”dir. Bu dönemde İmam-ı A’zam Ebû Hanife (ö.150/767), İmam-ı Mâlik (ö.179/795), İmam-ı Şâfiî (ö.204/820), İmam-ı Ahmed ibn Hanbel (ö.241/855), Ebû Mansur Maturidî (ö.333/944), Ebu’l-Hasen el-Eş’arî (ö.324-330/941) gibi Mutlak Müctehid âlimler yetişmiştir. Bunlardan önce bazı Mutlak Müctehidler gelmişse de, bağlıları kalmadığından mezhepleri devam etmemiştir. Ancak Ehl-i Sünnet olarak bilinen Fıkıh’ta dört mezhep ve Akaid’te iki imamın ictihad ve fetvaları, asırlarca yaygın bir şekilde uygulanarak bugüne kadar gelmiştir.

Müslümanların çoğu, Ehl-i Sünnet’i temsil eden Dört Mezhep şemsiyesi altında toplanmıştır. Fakat bu topluluğun dışında kalanlar da olmuştur. Hadis-i şeriflerde şöyle buyrulur:

Yahûdiler yetmiş bir, Hristiyanlar yetmiş iki, İslâm ümmeti de yetmiş üç fırkaya ayrılacak, bunlardan yetmiş ikisi, cehenneme girecek, ancak biri kurtulacaktır. Kurtulan cemâat, benim ve eshabımın yolundan gidenlerdir (Tirmizi, İman 18; İbn Mâce, Fiten 17; Ebû Dâvud, Sünne 1).

İslam âlimleri, bu cemâatin, Ehl-i Sünnet olduğunu bildirmektedirler. Çünkü Sünnî Müslümanların en önemli özellikleri arasında şunlar vardır:

(1) Yüce Allah’ın zât ve sıfatlarına Müctehidlerin açıkladıkları şekilde inanırlar,

(2) Sahabe-i Kiram’a ayırım yapmaksızın derin saygı gösterirler,

(3) İslam’ın bütün alanlarında Kitap, Sünnet, İcmâ ve Kıyas’ı ölçü alırlar,

(4) İslam’ın nakle dayandığını ifade ederler,

(5) “Akl”ın dinin temeli değil, aracı olduğunu kabul ederler.

MEZHEPSİZLİK

Mezhepsizlik, yaklaşık 1500 yıllık İslam mirasına, Tefsir, Hadis, Akaid ve Fıkıh ulemasına başkaldırıdır. Bu dini anarşinin temelinde Felsefî akım, İslam düşmanlığı, Oryantalizm ve Misyonerlik vardır.

Şu âyet-i kerimeyi iyi anlamaya........

© Türkiye


Get it on Google Play