menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran ve geleneksel tıp

34 0
15.03.2026

İran bugünlerde hepimizin endişeyle izlediği savaş nedeniyle baş gündemi oluşturuyor. Savaş, bomba, yıkım, açlık ve ölüm demek. Barış ortamının en kısa zamanda oluşacağını umarak bekleyelim.

Oysa İran bu şekilde değil de zengin kültürü ile anılmayı hak ediyor. Tıp alanına girersek İran’ın söyleyeceği çok şey var.

Eski dönemlerde tıp alanında çalışanların ortak özelliklerinden biri de felsefeye olan ilgileridir. Bu iki özelliğe sahip iki kişi İran tarihinde öne çıkıyor. İlki 865 yılında Rey şehrinde dünyaya gelen Ebubekir El Razi, diğeri ise daha çok tanınan İbn-i Sina. İbn-i Sina Razi’den yaklaşık 100 yıl sonra, Buhara yakınlarındaki Efşene köyünde (Özbekistan) doğmuş ama uzun yıllar yaşadığı Hemedan şehrinde (İran) ölmüş. 

Razi hakkında bilinenler çok fazla değil. Gençlik döneminde felsefe ve edebiyatla ilgilenen, şiir yazan, ud çalıp şarkı söyleyen, yeterli olgunluğa eriştikten sonra da “Artık mûsiki ile uğraşmak yakışık almaz” diyerek bundan vazgeçen ilginç bir şahsiyet. Hipokrat ve Galen’den sonra tıp ilmine yaptığı önemli katkılardan dolayı “Arapların Galen’i” ünvanıyla da anılıyor.

Kimyaya merak salan El Razi otuzlu yaşlarında, maruz kaldığı kimyasal........

© T24