Yeni Şafak yazarlarının mesajları ve fon vurgunu
Bu yazıyı yazmak için bilgisayarım başına oturduğumda gazetecilik tarihimde yine zor bir günün beni/bizi beklediğinden habersizdim.
Bir gazeteci arkadaşımın “Haber doğru mu” telefonuyla öğrendim T24’e erişim engeli getirildiğini. 17 yıl önce kurulan T24 ve meslekte geçirdiğin yılların emek toplamı bir sulh ceza mahkemesinin bir kararıyla ‘uçurulmuştu.’ Siteye erişim engeli gibi ağır bir karar, emek yoğun bir mesleğin biriktirdiklerini karartmak demek.
Emek karmaşık bir süreç… Yasaların ötesinde, insanın biriktirdiğine sahip çıkması demek. İçinde, giden ömrün kazandırdıkları/kaybettirdikleri var. Belki de bu yüzden inat işidir de gazetecilik. O nedenle işimizin başındayız!
Gerçek gazeteciliğin verdiği rahatsızlıktan olsa gerek ‘erişimsiz’ kılma hamleleri nedeniyle gecikmeli yazıma geçeyim. Bir kesimin ‘imtiyazlılığını’ post truht evrenine rağmen açık açık ortaya koyan ‘fon vurgunu’ bütün engellemelere rağmen konuşuluyor. Zira bu kez on binlerce vatandaş çeşitli gerekçelerle artırmak istediği parasının peşinde… Parasına ne olduğunu sorguluyor. Cepteki eksilme algılara yenilmeyecek kadar olgusal.
Sosyal medyada açılan ‘fon mağdurları’, ‘1 milyon çözüm değil’, ‘ana paramızı verin’ etiketlerine ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen vatandaş videolarına bakın. Meselenin vatandaş paydası siyasetin payına çok şey düşürecek gibi. Yeni Parti ve muhalefetin konuyu gündemden düşürmeme çabasının dozu da belirleyici olacaktır.
Fon vurgununun AKP içindeki klikleşmeyi daha da netleştirdiği açık. Özellikle teşkilat ile Cumhurbaşkanlığı bürokrasisi arasındaki makasın açıldığı uzun zamandır konuşuluyor. Geçtiğimiz günlerde Yeni Şafak yazarları Aydın Ünal(Erdoğan’ın Başbakan olduğu dönemde konuşma metinleri yazan isimdi), Ersin Çelik ve İsmail Kılıçarslan’ın TV Net’te fon vurgununu konuştukları bir programa denk geldim. O programda İsmail Kılıçarsalan şöyle dedi:
“Biz son iki senedir AK Parti'nin kendi içerisinde bazı kliklere, sokak ağzı ile konuşursak bazı çeteleşmelere, bazı isimlerin etrafındaki toplaşmalara sebebiyet vermesi nedeniyle politik olarak hareket sahasının küçüldüğünü, klikçiliğin, hizipçiliğin, çeteciliğin AK Parti gibi çok geniş tabanlı harekete zarar vereceğinin altını çizdikçe AK Partili büyüklerimiz bize çok sert tepkiler gösterdiler. Ama şimdi geldiğimiz yerde ama şimdi geldiğimiz yerde o çete diğer çeteyi, o klik bu kliği, o hizip öteki hizbi fonculukla suçlamaya başladı.”
İçeriye dair pek çok şey söyleyen bu cümlelerin üç yazar tarafından paylaşılması ve Yeni Şafak patronaj yapısının da arkalarında olduğunun vurgulanması Albayrak Grubu gibi Erdoğan’ı, AKP’yi destekleyen güçlü bir sermaye grubunun ayrı bir pozisyona sahip olduğunu imliyor. Aynı programda Aydın Ünal’ın Fatma Betül Sayan Kaya vakası dışında başka isimlerin de çıkabileceğini, bu isimlerin bir kez daha AKP de siyaset yapmaması gerektiğini söylemesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan parti içi ‘temizlik’ beklentisinin dışa vurumu.
Fatma Betül Sayan Kaya’nın kişisel bloğuna baktığımızda unvanında istifa etmesine rağmen hâlâ ‘AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sosyal Politikalar Başkanı’ yazıyor.........
