menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aleksi Zorba’dan Seha Okuş’a İki Keklik

24 9
31.01.2026

Diğer

T24 Haftalık Yazarı

31 Ocak 2026

Nikos Kazancakis’in Zorba romanı ve Seha Okuş

Geçen pazartesi, Apaçık Radyo’da, Babil’den Sonra programında Ercüment Gürçay: Seha Okuş’u kaybetmişiz” dediğinde zihnim beni Nikos Kazancakis’in romanına götürdü.

Havalı bir başlangıç için yapmadım bu girişi. Sahiden öyle oldu.

Zorba filmini 1980’lerin başında izledim ve çok etkilendim. Anthony Quinn’in şahane oyunculuğuna, Girit’in siyah- beyaz insan manzaralarına, Mikis Theodorakis’in müziğine çarpılmış, filmden başka bir insan olarak çıkmıştım. (Yusuf Atılgan Aylak Adam’da “sinemadan çıkmış insan” diye bir yaratık türü tarif eder ya, tam o hesap.) Film o dönem öyle bir etki yaratmıştı ki, dansçı arkadaşım Celal (Yılmaz) ertesi gün “Zorba dansı” öğrenmeye başlamıştı.

Ardından filmin bir romanı olduğunu öğrendim. (Evet evet, kitapçıya gidip, “Aşk-ı Memnu dizisinin romanı çıkmış, siz de var mı?” diyen o karikatürize kişi gibi... Meğer, roman, filmden 18 yıl önce, 1946’da yayınlanmış, Kazancakis 1957’de hayatını kaybetmiş.)

Aynı hevesle romanı da okumaya başladım. Ne yalan söyleyeyim filmden daha etkileyici buldum. Aleksi Zorba karakteri, sayfalarda, satırlarda daha derindi. Ama asıl sürpriz romanın sonlarında saklıydı:[1]

“Zorba, ansızın uzun ince kemikli boynunu yukarı dikti, göğsünü şişirip umutsuzca bir yaban çığlık attı. Ve birdenbire bu korkunç haykırış Türkçe sözlere dökülüverdi; tutku, acı ve yalnızlık dolu, eski bir tek sesli türkü Zorba’nın bağrından kopup gelmeye başladı. Toprağın yüreği parçalandı ve o baldan tatlı Anadolu ağusu dökülüverdi, beni erdeme ve umuda bağlayan bütün ipler çürüdü:

İki keklik bir tepede ötüyor;

Ötme de keklik, benim derdim yetiyor;

Aman, aman!”

Çok sevdiğim bir türkünün kitapta karşıma çıkmasıyla yaşadığım şaşkınlığı........

© T24