Dubai´nin unutulan hikâyesi: Bir zamanlar yolu Hindistan´dan geçiyordu
Bugün Dubai denildiğinde aklımıza dünyanın en yüksek gökdelenleri, yapay adalar, milyar dolarlık yatırımlar, lüks oteller, finans merkezleri ve petrol zenginliği geliyor. Hindistan ise zihnimizde Dubai’den çok başka bir coğrafyaya ait. Oysa tarihin sayfalarını biraz geriye çevirdiğinizde karşınıza oldukça şaşırtıcı bir gerçek çıkıyor: Dubai’nin kaderi bir dönem Londra’dan önce Britanya Hindistan’ına uzanıyordu.
“Dubai bir zamanlar Hindistan’ın parçasıydı” demek elbette tarihsel açıdan fazla iddialı. Dubai hiçbir zaman Bombay ya da Bengal gibi Britanya Hindistan’ının sıradan bir vilayeti olmadı. Yerel şeyhler yönetimlerini sürdürdü. Fakat bugünkü Birleşik Arap Emirlikleri’ni oluşturan Körfez şeyhlikleri, İngilizlerin ‘Trucial States’, yani Ateşkes Devletleri olarak adlandırdığı sistem içerisinde Britanya’nın koruması ve güçlü siyasi etkisi altındaydı. Daha da ilginci, Britanya bu bölgedeki ilişkilerini uzun yıllar Londra’dan doğrudan değil, Britanya Hindistan’ının idari mekanizması üzerinden yürüttü.
Peki İngilizlerin Dubai ve Basra Körfezi’yle bu kadar ilgilenmesinin nedeni neydi?
Bugünün dünyasına bakarak cevap verirsek insanın aklına hemen petrol geliyor. Oysa başlangıçta mesele petrol değildi. Mesele Hindistan’dı.
Hindistan, Britanya İmparatorluğu’nun ekonomik ve stratejik kalbiydi. Dolayısıyla Hindistan’a ulaşan deniz yollarının güvenliği Londra için hayati önem taşıyordu. Basra Körfezi de bu yolun en kritik bölgelerinden biriydi. İngilizlerin mantığı aslında son derece basitti: Hindistan’ı korumak istiyorsanız Hindistan’a açılan denizleri de kontrol etmelisiniz.
19. yüzyılda Körfez şeyhlikleriyle yapılan anlaşmalar tam da bu düzenin temelini attı. 1820 tarihli General Maritime Treaty ve onu takip eden anlaşmalarla İngiliz nüfuzu giderek arttı. 1892’ye gelindiğinde yerel hükümdarların başka devletlerle Britanya’nın onayı olmadan siyasi ilişkiler geliştirme imkânı ciddi biçimde sınırlandırılmıştı. Böylece oldukça ilginç bir yönetim modeli ortaya çıktı: İçeride şeyhler vardı, dışarıda ise Britanya.
Bu sistemin merkezinde ‘Persian Gulf Residency’, yani Basra Körfezi Siyasi Mukimliği bulunuyordu. Kökleri Doğu Hindistan Şirketi dönemine kadar giden bu kurum, İngiltere’nin Körfez’deki siyasi ve stratejik çıkarlarının en önemli araçlarından biri haline geldi. Ve işte hikâyenin bugün unutulan kısmı tam burada başlıyor: Bu yapı uzun süre Britanya Hindistanı hükümetinin idari sistemine bağlıydı.
Başka bir ifadeyle, Dubai ile ilgili önemli bir siyasi meselede bürokratik zincirin ucu yalnızca Londra’ya değil, Hindistan’a da uzanıyordu.
Bugünün haritasına baktığımızda bu ilişki garip........
