Gaybî Yönüyle Kalp
Dünya, âlemin merkezi kalp de insanın merkezidir. Şehadet ve gayb âlemlerinin yol ayrımında yer alan insan, çok hassas cihazlarla donatılmış canlı bir makina gibidir. Bu hassas cihazların merkezinde kalp yer alır. Kalbin merkeziliği hem fizikî boyutumuz hem de metafizik boyutumuz için geçerlidir. Kardiyoloji ilminin araştırma sahasına giren maddî kalbimiz, bedenimizdeki bütün azaların hayatiyetine, çalışmasına vesiledir. Bozulduğunda ise bütün ceset, harap olmaya mahkûmdur.[1]
Merak, sevgi, endişe, korku gibi manevî duygularımızın merkezi ise, manevî kalbimizdir. Bu manevî kalp, ruhânî bir latife-i rabbaniyedir. Bütün hissiyat ve idrakimizin madenidir.[2]
“Kalp” kelimesi, “çevirmek” anlamındadır. Çokça çevrildiği için kalbimize de aynı isim verilmiştir.[3] İnsanın kalbi, “bir ağacın dalından sarkıtılmış ince bir ipin ucundaki tüy gibi” her yönden gelen rüzgârlara açıktır.[4] İnsan kalbinin Allah’ın parmakları arasında olduğunu bildiren hadis de -teşbîhî bir ifadeyle- kalbin hassasiyetini dile getirmektedir.[5] Bu mahiyetteki kalp hem cismanî tesirlere hem ruhanî tesirlere duyarlı bir alıcıdır. Mesela, insanın gördüğü güzel bir bahar manzarası kalbinde ferahlık meydana getirirken, duyduğu acı bir haber onun kalbine ızdırap verir.
Bu şekilde şehadet âleminden etkilenen kalp, ayrıca hem melek ilhamına hem de şeytan vesvesesine alıcı bir cihaz gibidir. Bazen olur, günlerce içinden çıkamadığı bir meselenin çözümünü kalbinde ilham edilmiş bulur. Bazen olur, içinden bir sesin en fena hasletleri güzel göstermeye çalıştığını hisseder.
Bazen olur, insanın içine nereden geldiğini bilemediği bir şevk meltemi eser, sevinçten uçacak gibi olur. Bazen de sebebini teşhis edemediği bunalımlı anlar yaşar, “içimde bir sıkıntı var” diye çevresine söyler. Bunlardan birincisine sebep, onu ilgilendiren sevindirici bir olayın vukuudur. İkincisine sebep ise, onunla alakadar üzücü bir şeyin meydana gelmesidir. Halk arasında söylenen “kalpten kalbe yol vardır” sözü, böyle bir hakikatin tercümanı gibidir.
Kur’an’ın yüzlerce âyeti kalpten bahseder. Bu bahisler, yumruğumuz büyüklüğünde ve çam kozalağı biçimindeki maddi kalbimiz için olmayıp, fikir ve his dünyamızın merkezini teşkil eden manevî kalple ilgilidir. İşte bu âyetlerden birkaçı:
“Onların kalpleri vardır. Fakat onlarla (gerçeği) kavramazlar.”[6]
“Allah onların kalplerini mühürlemiştir.”[7]
“Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa bazı kalpler........© Risale Haber
