menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bediüzzaman’dan Aristokrasi’ye Ders

10 0
14.08.2026

Aristokrasi ya da diğer bir ifadeyle soylu erki, üst tabaka olan (upper class) seçkinler, soylular, elitler ve toplumda hayat standardı olarak en üst tabakada olanların yönetimde rol almalarıdır. Böyle bir yönetim sisteminde bir alt tabaka (under class); bir de üst tabaka vardır.

Aristokrasi siyasal bir kavramdır ve soylulardan oluşan bir zümrenin egemenliğine dayanmaktadır. Aristokrasilerin yönetimde rol almaları, monarşi yönetimindeki kral, padişah ya da imparatorların zafiyetleriyle mümkün olmuştur. Bilhassa yenik düşmüş, ekonomik açıdan sıkıntı içine girmiş krallar, zengin tabakalardan borç isteyerek onlara muhtaç duruma düşmüşler ve zamanla yönetimin onların kontrolü altına geçmesine sebep olmuşlardır.

Monarşilerde olduğu gibi, aristokrasilerde de kan bağı oldukça önemlidir. Asalet (soyluluk) babadan oğula veraset yoluyla intikal eder (pederşahi ataerkil yönetim sistemi) ve iktidar belli asalet kriterlerine göre kullanılır. Tarihsel akış içinde kültürel, toplumsal ve ekonomik nedenlerle asillerden olmayan halk tabakaları siyasi ve medeni haklar elde ettikçe aristokratik düşünceler de her geçen gün zayıflamıştır. Günümüz siyasal dünyasına daha ziyade demokratik fikirler hâkim olduğundan hiçbir devlette aristokratik bir yapı görülmez. Bu nedenle aristokrasi bugün siyasi bir mahiyet taşımaktan çok, asaleti (soyluluğu) ifade eden sosyal bir kavramdır,[1] denebilir.

Diğer taraftan aristokraside temel ilkelerden biri fazilet diğer bir ifadeyle “erdemliktir”. Aristokraside mutlak erdem esas olunca, iyi insan ve mükemmel vatandaş profili yetiştirmek daha kolay ve kalıcı olur, düşüncesi hâkim unsurdur. Bu bağlamda, aristokrasi, zenginlik, hürriyet ve fazilet (erdemlilik) gibi unsurlardan mürekkep bir yönetim sistemidir, denebilir.

Aristokrasi, her ne kadar erdemliğin (fazilet) hâkim olduğu bir yönetim sistemi olarak lanse edilse de, pratikte bu pek fazla mümkün olmamıştır. Zira böyle bir yönetim sisteminde üst tabaka, sürekli olarak alt tabakayı ezmiş; onları birer köle olarak çalıştırmışlardır. Gerek feodalite (derebeylik) ve gerekse aristokrasi sistemlerinde Batı dünyası alt tabakayı sürekli ezmiş; haklarını gasp etmiş ve onları birer köle olarak........

© Risale Haber