menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şanlıurfa 70’ler–2

7 0
06.01.2026

Çocukların odada, avluda, damda ya da sokakta; mevsime ve imkânlara göre oynayacakları oyunlar vardı.

Oldukça mutlu, beklentisiz, olanla yetinen çocuklardı.

Sorumlulukla saygıyı birlikte, sevgi ortamından alan bir kuşaktı.

Çoğu fakirdi.

Büyük oranda köyden kente alışmaya çalışan ailelerin çocuklarıydı.

Şehirde sadece üç ortaokulun olduğu bir eğitim altyapısı vardı.

Gelirin çoğu, tarıma dayalı ve köyle bağlantılıydı.

Aileler tutunmaya çalışıyordu.

Ağalık ve toprak zenginliği vardı.

Kentte belirli bir gelir düzeyine sahip şehirli kesim de bulunuyordu.

Ancak dönemin harcama imkânları ve üretim potansiyeli sınırlıydı.

Sanayi altyapısı henüz oluşmamıştı.

Bu nedenle ortalama hayat ve geçinebilirlik çok farklı değildi.

Yine de zengin ya da varlıklı olan, farkını nezaketle yaşardı.

Evine bir mutfak ihtiyacı aldığında, kese kâğıdı denilen; içindeki yiyecekleri göstermeyen bir itinayla taşırdı.

Böylece alamayan komşusunun göz hakkına girmezdi.

Rahatsız etmezdi.

Buğday bulgura, köfteliğe dönüşürdü.

Mercimek; çorbaya, kısırdan mercimekli köfteye evrilirdi.

Süt yoğurda, yoğurt ise yoğurt çorbasına sofrada yer açardı.

O soğuk meze çorba, lebeni olarak bilinir ve baslangıç olarak servis edilirdi.

Yemeğe bambaşka bir arkadaşlık ederdi.

Sofra adabında ev sahibi kapı eşiğinde otururdu.

Misafirlerini gözetirdi.

Her an ikram jestleri yapardı.

Tebessümüyle davet çıkarırdı.

Söz, ayrı bir duygu ikramı olarak yemeğe sevgi........

© Risale Haber