menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

1979’dan Bugüne: 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nun Ardından

6 0
06.10.2026

Üniversiteye hazırlandığımız 1979 yılında İstanbul’dan Anadolu’ya müjdeli bir haber gelmişti: Abilerimiz bir vakıf kurmuşlardı. Vakfın adı İstanbul İlim ve Kültür Vakfı’ydı.

Ve bugün, 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nda, “Küresel Krizler ve Kur’ânî Çözümler” ana temasıyla; Risale-i Nur’un fikir atlasından hareketle yerkürede ve kâinat kitabında problemi ve çözümü, doğru ile yanlışı, hakikat ile muarızını ayırt etmeye çalışan ilmî müzakereler zeminindeyiz.

Daha önce de Rabbimin nasip ettiği ölçüde birçok sempozyuma, özellikle İstanbul İlim ve Kültür Vakfı’nın çalışmalarına iştirak etmiştik. Bu defa ise daha zengin bir fikir sofrası, daha çeşitli konular ve fazlasıyla yoğun, eş zamanlı oturumların yapıldığı üç günlük bir müzakere zeminiyle karşılaştık. Adeta bir fikir panayırı…

Risale-i Nur çevresi, akademiya, entelektüeller, araştırmacılar, düşünürler, kanaat önderleri, bu hizmetin kadim müdavimleri ve fikrî iradenin ahlâkî zemine taşınması için bu davaya gönül vermiş binlerce insan; Bediüzzaman ismine, Bediüzzaman manasına, zamanın bu eşsiz ihtiyacına ve özgün çözüm arayışına büyük bir teveccüh gösterdiler.

Doğrusu kendi adıma her müzakereyi, her semineri, çalıştayı, oturumu, forumu ya da atölyeyi —neyle ifade ederseniz edin— kıymetli bulurum.

Kabuğunu kırmaya çalışan, kendi kaoslarını aşmak ve yenmek için uğraşan Türkiye zemininde; birliği, kardeşliği ve sürdürülebilir maddî-manevî kalkınmanın dinamiklerini ahlâkî zeminde inşa etmek isteyen Kur’ân temelli bir tefekkürü, Mücahid Bilici’nin tabiriyle “Müşfik Mütefekkir” bir Said Nursî’den ve özgün eserlerinden almak gayet kıymetli.

Batı’dan ve Doğu’dan, Kafkasya’dan ve İslâm dünyasından koşup gelen âlimlerin; Batı’nın, Bediüzzaman’ın tabiriyle, mütefennin düşünürlerinin bu sürece dahil olan farklı simalarının, temsillerinin ve mizaçlarının Risale-i Nur üzerinde derinlemesine çalışmasını görmek çok anlamlıydı.

Buna Türkiye’nin akademik birikiminin yeni bir aşamaya taşındığını da eklemek gerekir. Çalışma tekniklerinin değiştiğini, yapay zekânın Risale-i Nur’la ilişki kurmada yeni imkânlar sunduğunu; fakat aynı zamanda “ama, ancak, fakat, zaten” diyerek mesafeli duran çevrelerin veya Risale-i Nur’u kendi meslek, meşrep ve yaklaşımlarına alternatif gibi gören farklı camiaların bu defa daha mutedil, daha sıcak ve hatta ilgili olduklarını müşahede ettim.

Özellikle İbn Haldun Üniversitesi’nin adeta kendi başına bir oturumu mahiyetindeki buluşmada; Alev Erkilet Hanımefendi, Mücahid Bilici, Esat Arslan, Ramazan Aras ve Alp Eren Topal'dan oluşan akademik, sosyolojik ve entelektüel birikimin, Risale-i........

© Risale Haber